Yağan Yağmurun Şefkati

     İnsanlığın her geçen gün kararan kalbi , körleşen gözleri ve sağırlaşan kulakları ile kararmakta olan bir dünyada gözlerini açtı Su. Her uyandığı sabaha güneşin parlayan ışıklarının , havanın  tertemiz kokusu ve gözyaşları hiç dinmeyen bir kadının içten bir gülümsemesi eşlik ediyordu ona.  Bu kadın annesiydi . Hayatında gördüğü en güçlü kadındı o . Hırsın , kötülüğün ,bencilliğin insanların kalplerinden hiç ayrılmayan bir parça olmuşken annesi bu kötülüklerden kendisini korumuş ve tertemiz kalbini ,kötü duygularının hakimiyetine vermemişti . 

     Su ve annesi yirmi yıldır birlikte çok zorlu bir hayatı geride bırakmışlardı . Su doğduğu gün babasını,  çok acı bir şekilde toprağa vermişlerdi .Babası bir kez bile Suy’un,  mavi ve yeşil tonlarının bir arada bulunduran,  bazı günlerde bir denizin kıyıya çarpan dalgalarının özlemini gideren bazı günlerde ise bir ormanın ferahlığını hissettiren gözlerine bakıp ona kızım diyememiş, ona sarılmamıştı . Aynı şekilde Suda kalbi her acıdığında , dünya onu zayıf noktalarından her bıçakladığında üstünde babasının sevgisi ve varlığı olmadan büyümüştü.  Annesi ise hayata Su sayesinde tekrardan bağlanabilmişti . O sadece sevdiği adamı  toprağa gömemeşti  aynı zamanda birlikte kurdukları hayalleri , umutları ve  isteklerini de toprağın altında sonsuzluğa  bırakmıştı . Her annenin hissetiği  gibi Suyun doğduğu gün de annesi için çok farklı bir anlama sahipti,  ama annesi için o güzel ve mutluluk dolu anın üstünü kara bulutlar ve şimşekler de  eşlik etmişti. 

     Annesi Suyla beraber hayatta tekrardan doğmuştu . Onun okuma şansı olmamıştı . Ailesi onu okutmak yerine bir terzide çırak olarak yetiştirmişlerdi. Annesinin geldiği aile onu o kadar hor görerek , aşağlayarak büyütmüştü ki o bu hayatta o ailede dimdik durmayı örenmişti . Canını çok yakmışlar kalbini çok kırmışlardı ama o hiç ezilmemeşti. Eskimiş bir bez parçası gibi bir kenara itilen on dokuz yıl geçirmişti . On dokuz yıl boyunca onun acısını kederini anlatabildiği tek bir şey defterleriydi. Yazarak hayatındaki tüm  sorunları bir kenara bırakıp , yağan yağmurun şevkatine sığınıp  hiç olmamış gibi yaşamayı öğrenmişti. Can yoldaşını kaybettiği gün ise ilk defa hayatta onu ilk defa  çıkarsız sevden , yol arkadaşı , can dostunu kaybettiği için kendininin o güne kadar hissetiği en savunmasız hale gelmişti . Geçmişin tüm ezikleri bir anda kalbine ve vücuduna hücum etmişti . Aklında hiç bitmeyen sorular , kaygılar bütünleşip onu acımasız bir şekilde kemirmeye başlamışlardı.

Annesi Suya karşı hep gülerdi . Ona  bir kez bile yaşadığı hayatın zorluklarını göstermemişti. Onu içinde kalan tüm sevgisiyle koruyup sıcacık kollarında korumaya çalışıyordu. Yıllar yılları , aylar ayları , günler günleri kovaladı  . Su büyüyordu , her büyüdüğü gün de ise bu kalbi kararmış dünyanıni içinde bir yer edinmeye çalışıyordu. Annesinin hayattaki tek gayesi suyu okutmaktı ve başardıda. iki  saat uyku ile üç farklı işte aynı anda çalıştı . Ezildi , hor görüldüğü , dışlandı ama her ne olursa olsun pes etmedi.

Su ise büyürken bunların hiçbirin fakına varmamıştı . Hayatı o kadar yanlış tanımıştı ki  , annesini hor görür olmuştu . Her şeyi para , zenginlik ve eşyadan ibaret sanıyordu. Arkadaşlarının sahip olduklarına sahip olamadığı ,onların her daim arkalarında duran babalarının sevgilerini sığındıkları her an onu dünyaya karşı nefretle doldurmuştu . İçtiği sudan yediği yemekten nefret etmişti . Her gün saatlerce annesi ile kavga ediyor , neden ona  daha iyi bir hayat sunamadığ için isyan ediyordu. Nerden bilebilirdi ki o masum çocuk aslında , annesin onun için yaptıklarını .

Yine saatlerce kendini değersiz hisettiği , sahip olamadığı her şey için annesini sorumlu tutup  ağladı bir günün sonunda,  annesinin odasından dinmeyen gözyaşlarını dindirmek için havlu almaya gitmişti. Dört katlı olan havluluğun sadece en üsütnde duran havluya yetişmek için parmak ucuna çıktı. Tam çekerken önüne havlu ile birlikte tozlanmış defterlerin düşmesi bir oldu . Su buna hiç bir anlam verememişti , merakının esiri olmuş ve bir anda kendini, defterleri okurken bumuştu . Okuyordu ve okurken bu kadar kötü duygunun , üzüntünün ve hor görülmüş duygularla büyüyen annesin geçmişine şahit olmuştu. Her sayfada kurumuş gözyaşları ve hiç dinmemiş bir acının öyküsüydü bu . İkinci deftere geçti . Babasını anlatıyordu, bir göz damlasının esamesi bile yoktu o kağıtlarda. Mutluğu o geçmişin karanlık tarihlerinden , Suy’un kalbine kadar işlemişti ki , defterin Suy’un doğmadan iki gün önce tarihi atılmış bir şekilde yarım kaldığını fark etti.  Defterin geri kalanı ağlamaktan şişmiş gözlerin nedeniydi aslında . Hiçbir şey yazılmamıştı sadece içeride bir hüzün ve mutsuzluğun hakimiyeti vardı. En sonda ise en yeni görülen defteri açtı ve işte orada kalbi paramparça oldu. Sanki bir anda bütün dünya sesizliğe büründü ve bir anda annesinin bu defterlerde gizlediği yardım çığlını bir ben mi duyuyorum diye düşündü .Annesi bu defterde kadın olduğu için giremediği işleri , küçümsendiği dakikaları, yetersizlikelrin içinde boğulduğu hayatını anlatıyordu aslında . Su ise bunca yıldır ona destek olacağı yerde her geçen  gün onu o boğulmakta olduğu okaynusa daha da çok batıryordu . Defterleri topladı ve sadece annesini beklemeye başladı .

Annesi sabahın sekizinde eve gelmişti , Su annesini onca yılın ardınadan   ilk defa kapının önünde altı yaşındaki masumiyeti ve sevigisi ile  bekliyordu. Annesi gelir gelmez Su, ona tüm samimiyeti ve sevgisiyle ona sarıldı hayatın zorluklarından kırışmış yanağına kocaman bir öpücük kondurdu . Annesi çok şaşrımıştı fakat  sorgulamamaıştı . Buna neyin ,  neden olduğunu bilmesede merak etmiyordu. Bunca yılın arkasında ilk defa ona böyle karşılıksız  bir sevgi ile yaklaşmıştı biri . O dibe batmış halinden,  bir çift  masumiyetin temsili olan yeşil göz onu o dipten çıkarmayı kendine hedef seçmişti artık . Su ,  annesinin yükünü yarıya indirmek için elinden gelen her şeyi yapmaya başlamıştı . Çalışıyordu . Gece gündüz hiç yılmadan çalıştı . O da kırıldı , onu da hor gördüler fakat o  zorluklara karşı annesinden aldığı güç ile  yılmadan demir bir kapı gibi mücadele etti . Her bir kırılışında o da annesi gibi akan suyun berakklığından , yağan yamurun şefkatinden ve parlayan güneşin umudundan güç almıştı . 

 

 

 

 

 

(Visited 2 times, 1 visits today)