Yalnız mıyız?

Dünya’nın, içinde fark edilemeyecek kadar küçük olduğu ve belki de insanoğlunun, sınırlarını asla keşfedemeyeceği bir varlıktır “evren”. Hayallerimizden daha geniş, algılarımızdan daha ileri, mantığımızdan çok daha uzakta olan bu evrende sizce de yapayalnız olmamız inandırıcı geliyor mu?

Uzun yıllardır süregelen pek çok münazaraya konu olmuş, binlerce insanı düşündürmüş ve belki de çoğunun korkulu rüyası haline gelmişti bu soru: Evrende bir tek biz mi varız? Ve hala da kafaları kurcalamaya devam ediyor. Ayrıca bu sadece insanların mantık raflarını değil, bilim dünyasının temellerini de süslüyor. Konu üzerinde çeşitli teoriler, hipotezler ve denklemler bulunuyor. Ancak ne yazık ki çoğunun doğruluğu hakkında herhangi bir yorum yapılamıyor.

“Herkes nerede?” diyerek durumu bize özetliyor İtalyan fizikçi Enrico Fermi. Pek çok kişi de onunla aynı fikri paylaşıyor. Görebildiğimiz yıldızlar bile gerçeğin çok çok küçük bir parçasıyken bunca varlık, medeniyet nerede? Gezegenimizden 32 ışık yılı uzaklıktaki dalgalar bile henüz bize ulaşmış değilken ve evrenin devasalığı göz önünde bulundurulduğunda bize doğru ilerleyen ilk “merhaba” mesajı yolda olabilir. Kimilerine göre mesaj çoktan geldi ama biz anlamadık çünkü biz henüz o kadar gelişmiş değiliz. Bazı kişilere göre ise bunların tamamı saçmalık, aslında biz özeliz. Bana soracak olursanız elbette yalnız olmadığımızı savunuyorum. Duruma fizik, astronomi, matematik, felsefe gibi açılardan bakınca da eşsiz olmadığımızı düşünmek oldukça kolay. Bana en mantıklı gelen teori ise iletişimin imkansız olması. Ya da en azından imkansıza yakın derecede zor olması. Ne de olsa gittikçe genişleyen bir evrenden, uçsuz bucaksız gezegenlerden ve sayılamayacak kadar yıldızdan bahsediyoruz; herhangi biriyle iletişime geçebilmemiz, yalnız olmamız kadar küçük bir ihtimale sahip benim gözümde.

Burada insanların aklına genellikle yanlış biçimdeki figürler geliyor. Uzaylı denince bizim gibi kolu, bacağı olan; kimisine göre 5 tane gözü, kimisine göre 2 tane kafası olan yeşil yaratıklar düşleniyor. Bu yanlış anlaşılmanın sebebi ise büyük oranda filmler, çizgi filmler, kitaplar, dergiler veya çizimler. Aynı tür özelliklere ait çizimler o kadar arttı ki birine uzaylı dediğimizde aklına ne geldiğini aşağı yukarı tahmin edebiliyor oluyoruz. Oysaki kanımca hiçbir uzaylı bu halde değil. İlla bizim gibi organları olmasına gerek yok, belki de bitki tarzı canlılardır. Ya da gözle görülemeyecek ölçüde bakterimsi varlıklar… Kısacası evrende bulunan diğer canlılar bizim düşlediğimiz gibi olmayabilir.

Peki bu sorunun cevabını alabilecek miyiz? Bana soracak olursanız onların gönderdiği sinyalleri algılayacak seviyedeysek veya onlar sinyal gönderebilecek seviyedeki canlılarsa elbette ileriki yıllarda hipotezleri kanıtlamış ve bu sorunun doğru cevabını bulmuş olacağız. Fakat bunlar olana kadar ne yazık ki kimse bu sorunun cevabını bulamayacak, bulunsa da gizli güçler tarafından gizlenecek, söylenmeyecek.

Sonuç olarak evrende bizden başka varlıkların olup olmadığı konusunda her ne kadar net bir şey söylenmese de bu konu üzerine yapılmış milyonlarca tahmin var. Yanlış ya da doğru, kimse kesin bir kanıya ulaşamıyor. Ancak varsa onlara ulaşabilecek miyiz yoksa asla ulaşamayacak mıyız orası muamma. Bunun ötesinde daha temel bir soruyla karşı karşıyayız: Yalnız mıyız?

 

(Visited 58 times, 1 visits today)