Yanlış Anlaşılan Bir Yanlış Anlaşılma

Büyük savaş için tonla eşya toplayan savaşçı, sevdiklerine veda edip yola koyuldu. Dünden hazırladıkları arasında bir şey unuttu mu diye düşünmedi değil. Soğuk bir kış günü olmasına rağmen zırhı onu koruyordu. At arabalarının geçtiği patikaya ulaştığında sisin arasında figür aramaya başladı. Bir karaltının belirmesinin ve toynak seslerinin duyulmaya başlamasının ardından yoldaşlarının geldiğini anladı. Arabaya atladı ve toplanma alanına doğru ilerlemeye başladılar. Toplanma alanı kalabalıktı, bir tarafta büyüleriyle gösteriş yapan sihir ustaları, diğer tarafta fiziksel yeteneklerini konuşturan şövalyeler vardı. Bir de kendisi gibi komutanın minyon olarak kullandığı, orada bulunmak zorunda olduğu için orada bulunan savaşçılar vardı. Yoldaşlarının peşine takılıp köşelerine geçtiler. Mert başının dönmesine katlanamayıp yoldaşlarından tenilenme iksiri istedi. İçtiğinde çok daha iyi hissetti. Yoldaşlarına bir şey sormak istedi ama borazanın sesi onu yarıda kesti.

Belirli ateşlerin etrafında toplanın demenin bir türüydü bu ve Mert bu sese kin beslerdi. Kısa bir vedalaşmadan sonra ağır ağır kendi ateşine ilerledi. Kütüklere dizilmiş bütün sihir ustalarını ve şövalyeleri gördüğünde yanlış yere düştüğünü geçirdi içinden. Bıkkın bir ifadeyle kütüklerden birine oturdu ve liderlerini beklemeye başladı. Mert nee zaman geldiğini bile anlamadan liderleri çoktan onları sınamaya başlamıştı bile. Farkedebildiğince bir sihir ustasına su yaratmasını, bir şövalyeye de kendini savunmasını istemişti. Sonra liderinin ona seslendiğini farketti, “Mert?”. Kafasını sallayıp ne olduğunu anlamaya çalıştı, masaların üstünde ingilizce fizik kitapları olduğuna göre hangi derste olduğunu çıkardı, ya da hangi dilde konuşması gerektiğini. Öğretmenin ona cevap bekliyormuşçasına bakışlarından rahatsız olup “What?” dedi. Sonrasında nedense öğretmeni onu tebrik etti ardından da tahtada yazan boşluğu doldurdu “Watt: a method of measuring the rate of energy transfer of an appliance.” Kütüğüne tekrar oturduğunda kafasında şimşekler çaldı, cidden. Tabii ya, elektrik ile ilgili bir şey sormuş olmalıydı. Etrafındaki çok bilmişlerin dikkati üzerindeydi, bunun tadını çıkarabilirdi; acemi şansı olsa da doğru cevaplamıştı soruyu, bir bakıma.

Herkesin sınanması bittiğinde herkes kulübesine dönmekte serbestti. Mert dönüş yolunda yoldaşlarına pas vermeyip biraz ciddi düşündü. Eğer umursamazken başarabiliyorsa, önem verse nasıl başarılar yaratbilirdi acaba? Denemekten zarar gelmezdi sonuçta, değil mi? Zaten orduda ezik biri olarak kalmak canına tak etmeye başlamıştı. O yüzden servisin camından dışarıyı izlemeyi bıraktı, bütün o inek öğrencilere veya sportif çocuklara baktı. Genel bir ad takılsa da onları sonuçta iyi özellikleri adına takılıyordu. Hayal gücünü okula devam ettiği süre boyunca bayıltma kararı aldı; öldüremezdi, okuldan sonraki iş hayatında gerekecekti o çünkü.

(Visited 50 times, 1 visits today)