Yaşam Koşulları, Çalışma Saatleri

Biz insanlar hayatta kalmak ve hayatımızı idame ettirmek için çalışmaya mahkumuz. Hayatımız boyunca bir iş sahibi  olmak uğruna çoğu şey feda eder, kendimizden ödün veririz. Nihayetinde, paranın yönettiği bu gezegende, her insanın onu kazanmak için çabalaması gerekmektedir. Ancak, bu çaba her toplumda aynı şartlar altında mı gerçekleşir?

Çoğu iş insanı hayatlarını, sabahtan akşama kadar süren, masa başı işlerde geçirir. Ardından; ömürlerinin yarısını böyle tüketir, emekli olur, ılıman bölgelere yerleşirler. O zaman da iş işten geçmiştir, ne eski enerjilerine ne de eski hayat ışıltılarına sahiptirler. Artık tek dertleri mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir yaşlılık geçirmektir. Yapamadıkları şeyler ise adeta içlerinde keşfetmeye aç bir çocuk varmışçasına hapsolacaktır. En azından çoğu insanda bu şekilde gerçekleşir…

İnsan, ihtiyaçları ve istekleri olan bir varlıktır. Psikolojisinin ve bedeninin sağlıklı çalışması için bunlar gereklidir. Eğer bunların sağlanabileceği bir ortam oluşmazsa kötü sonuçlar doğurabilir. Örneğin; aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek, müzik dinlemek, sevdiğin yemeği yemek, kitap okumak gibi aktiviteler hepimizin yapmaktan keyif aldığı ve belki de hayata tutunmamızı sağlayan elementlerdir. Sabahtan akşama, saatlerce çalışan bir insan bunları rahatlıkla yapmaya zaman bulabilir mi?

Yapılan araştırmalara göre, iş günlerinin daha az olduğu ülkelerde çalışanların daha verimli çalıştığı ve daha kaliteli işler yaptığı ortaya çıkmış. Bence bu, insanların kendilerine ve çevrelerine daha çok vakit ayırmasının bir sonucu. Ruh sağlığı, kendini iyi hissetmenin bir ürünüdür.

Peki, Dünya genelinde standart bir çalışma saati olsaydı? Her işçinin günde 8 saat çalıştığını farz edelim. Bu, her insanın hayat temposuna uyar mıydı?

Batıdan doğuya, kuzeyden güneye, her toplumun birbirinden oldukça farklı yaşam tarzları vardır. Bunun sebepleri; kültürel ögeler, etikler, adetler, eğitim sistemi, aile yapısı…Bu farklılıkların bulunduğu bir ortamda, herhangi bir konuda standart belirlenmesi mantıklı olmayacaktır.

Japonya’da işçilerin yüzde 25’i haftada 80 saat çalışırken, yüzde 12’lik başka bir dilim ise 100 saat çalışıyor. Günün yirmi dört saat olduğu göz önünde bulundurulursa bunlar fazlasıyla uzun periyotlar. Ancak, Japonya’da iklim şartları elverişli ise ve ulaşım gibi alanlarda gelişmişler ise, çoğu ülkeye göre çalışma şartları konusunda avantajlı konumda olabilirler.

Ilıman iklimlerde çalışan insanlara kıyasla soğuk iklimlerde yaşayan insanların uzun saatlerce çalışmaları sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Eğer her mesleğin standart bir haftalık çalışma saati olsaydı, bu birçok adaletsizliğe yol açardı. Rusya’nın dondurucu ikliminde yaşayan bir insanla, Akdeniz’in ılık havasında hayatını sürdüren bir insan neredeyse hiçbir koşulda eşdeğer tutulamaz.

Özetleyecek olursam, insanların çalışma saatleri yaşam kalitelerini fazlasıyla etkiler. Bu saatlerin standart olması, yarardan çok zararla sonuçlanacaktır. Adaletsizliklerin önüne geçilebilmesi için; her ülke kendi hava şartlarını, günlük yaşantıyı, aile yapısını vb. paya katarak vatandaşlarına rahat bir çalışma ortamı oluşturmalıdır. Böylece psikolojik olarak rahat olan işçiler, güzel işlere imza atarlar.

 

(Visited 39 times, 1 visits today)