Yaşamın Bilmecesi

Hayatta herkes belli seçimler yapmak zorunda kalır. Neredeyse tüm hayatımız seçimlere bağlıdır. Bugün hangi ayakkabımı giysem, saçıma nasıl bir şekil versem, hangi arkadaşımla buluşsam, hangi yemeği yesem… Evet bunların her biri o günümüzü şekillendiren seçimlerdir.Şimdi biraz daha geniş düşünelim. Hayattaki tüm seçimlerimiz, bizim isteğimizle mi yapıldı?

Bu soruyu anlamak için Fernando Pessoa’nın şu sözünü inceleyelim;

‘‘İstemeden varım ve istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle beni yaptığı şey arasında bir boşluğum.’’ Bu sözler size ne gibi bir çağrışım yaptı? Seçimlerinizi, şu anda yaşadığınız hayatı tekrar düşünmeye itmedi mi sizi? Bana sorarsanız, bu sözlerin altında yatan bir sürü duygu ve düşünce var. İzin verin bunları sizinle paylaşayım.

Bu dünyaya nasıl ve niçin geldiğinizi biliyor musunuz? Harry Potter gibi seçilmiş kişi miyiz? Dünyayı açlıktan, savaştan kurtarmak için mi geldik? Özel güçlerimiz mi var? Muhtemelen hayır. 7 milyar nüfuslu dünyada diğer birçok kişi gibi biz de buradayız işte. Hayattayız. Hiçbirimiz ‘‘Ben doğmak istiyorum!’’ deyip dünyaya gelmedi ama hepimiz doğduk, yaşıyoruz. Ölene kadar belirli bu dünya düzeninde hayatımızı sürdüreceğiz. Ölmek demişken, ölüm tarihimizi, ne zaman nerede, nasıl öleceğimizi de bilmiyoruz çoğumuz. Bir gün bu dünyaya veda edeceğiz ve o gün de muhtemelen ‘‘Ben öleceğim!’’ dediğimiz için ölmüş olmayacağız. Bilemeyiz ki. Düz yolda yürürken kafasına inşaattan beton parçası düşüp ölen insanlar var. O insanlar bunu biliyor muydu? Hayır. İşte, ölümümüz de doğumumuz gibi bir belirsizlik temeline kurulmuş. Peki ya, hayallerimiz ve gerçekler deyince aklınıza ne geliyor? Her insan, her hayal ettiğini gerçekleştirebilir mi? Hani hep derler ya;

‘‘Hayal ettiğin her şey mümkündür.’’ Ben bu sözlere inanmıyorum. Evet hayal etmek bizim yaşamdaki en büyük motivasyon kaynaklarımızdandır. Evet, bir işi başarmak için önce hayal etmek gerekir fakat her hayal ettiğimiz şey gerçek olur mu ki? Bence olmaz. Peki ya neden? Afrika’daki çocukları düşünelim. İçecek su, yiyecek yemek, giyecek giysileri yok. Bu yüzden hayal kurmuyorlar mı dersiniz? Kuruyorlar tabii. O hayata kendileri istemeden gelmişler, yoksul olmayı seçmemişler fakat böyledir işte dünya. Herkese aynı güzellikte davranmaz. İşte, imkanlar ve hayaller. Afrika’da yoksul bir köyde, bir damla su için savaşan insanlarla birlikte büyüyen bir çocuğun hayalleri nereye kadar gerçek olabilir ki?

 

Hayat dediğimiz şey budur zaten. Bizi yapmadığımız seçimlere, yaşamak istemediğimiz hayatlara mahkûm edebilir. Olmak istediğimiz ve olduğumuz insan. Bir düşünsenize, siz olmak istediğiniz insan mısınız? Elbette, herkesin değiştirmek istediği özellikleri vardır. Peki ya değiştirebilir misiniz? Bunun cevabı biraz sizde, biraz hayatınızda saklı. Kendi kendine gelişen kararlar ve bu kumar oyununa benzeyen dünyada, 7 milyar insan arasında hala kahkaha atarak yaşayabiliyorsak, ne mutlu bize.

(Visited 8 times, 1 visits today)