Yeni Hayat

Her günüm birbirinin aynısıydı. Hayatımda olağan dışı hiçbir şey yoktu. Her şey düzenli ve bir rutin içerisindeydi. Her sabah olduğu gibi saat yediyi yirmi üç geçe alarmım çaldı. Neden mi alarmımı yedi buçuğa değil de yirmi üç geçeye kurdum çünkü buçukta yataktan çıkıp güne başlamam gerekiyor. Malum ayılmak için  az da olsa zamana ihtiyacım var. Demiştim her şey bir rutin ve bir düzen içinde diye.

Uyandıktan sonra kendime gelip aşağı, mutfağa indim. En erken ben uyandığım için kahve için su kaynatmam gerekiyordu. Fakat bugün bir şeyler farklıydı. Aşağı indiğimde annem ve babam uyanmış eşyaları kolilere koyuyorlardı. Taşınıyor muyduk? Sanmam. Çünkü taşınsak illa ki benim de haberim olurdu. Anneme baktığımda gözleri kan çanağına dönmüş bir haldeydi. Resmen dokunsam ağlayacaktı. Babamın yanına gittim ve neler olduğunu sordum. Tedirgindi. Bir şeylerden korkuyor gibiydi. Bana hemen odama çıkıp eşyalarımı toplamamı söyledi ve sadece gerekliler diye ekledi. Neler olduğunu anlamamıştım. Tam sormak için yeltenmiştim ki babam sanki aklımdan geçenleri biliyormuş gibi “Tehlikedeyiz.” dedi ve arkasını dönüp etrafı toplamaya devam etti. Bu sefer benim de içimi bir korku kaplamıştı.

Hızlı adımlarla merdivenleri üçerli beşerli çıkıp odama girdim. Almam geren önemli şeyleri bir çantaya kouyup aşağı indim. Hala anlamıyordum neden tehlikede olduğumuzu. Babam alanında başarılı bir genetik mühendisiydi  annem ise ilkokulda bir resim öğretmeniydi. Ne olabilirdi ki bizi tehlikeye sürükleyen? Kafamda bir sürü cevabını daha alamadığım soru vardı. Düşüncelere dalmışken annemin titreyen sesiyle kendime geldim. Kapıya doğru gittiğimde dışarıda siyah bir minibüs gördüm. Sanki bir filmin içindeymişiz gibiydi. Yoksa bunların hepsi birer rüya mıydı? Rüya olması için dua ettim ama maalesef olmadığını anlamam uzun sürmedi. Babam alelacele her şeyi arabaya yerleştirdi ve arabaya binmemi söyledi. “Baba ne oluyor? Niye ve neyden kaçıyoruz?” diye sordum babamın tek söylediği şey arabaya binmem gerektiği ve her şeyi açıklayacağıydı.

Arabada ben, annem ve babam hariç önde oturan iki kişi daha vardı. Hayatımda ilk defa gördüğüm iki kişi. Ya polis ya da korumaydılar. Bilmiyordum ve hatta bu zamana kadar bildiklerimden de şüpheliydim. Bir süre arabada derin bir sessizlik oldu. Babam sürekli birileriyle mailleşiyor ve tedirgin bir şekilde etrafa bakıyordu. Çok geçmeden bana olanlara anlatmaya başladı. Çalıştığı laboratuvarda ekibiyle beraber uzun zamandır önemli bir deney üstünde çalıştıklarını söyledi. Basit, anlaşılır terimler kullanmak için çabalıyordu. Yaptıkları deneyler sonucu ortaya çıkan şeyin beklenmedik şeylere yol açabileceğini fark ettiklerini ve kötü ellere geçerse bunun kötü ameller için kullanılma tehlikesi içinde olduğunu söyledi ve bu yüzden bir süre buralardan gitmemiz gerektiğini, bazı insanların bizim yani babamın peşinde olduğunu söyledi. Sonra uzun uzun yüzüme bakıp ağlamaklı ve mahcup bir sesle özür diledi.

Nereye gittiğimizi bilmiyordum bir süre sonra uyuya kalmışım. Uyandığımda kimse yoktu. Korkmuştum. Kapıyı açıp dışarı çıktım ve bir otobanın ortasındaydım. Kimse yoktu ya da ben görmüyordum. Korkuyla ve telaşla yere oturup kalakaldım. Sonra ben tam hıçkıra hıçkıra ağlarken bir mucize oldu. Bir el usulca omzuma dokundu. Annemdi. Sarılıp beni sakinleştirdi ve yurt dışına çıkacağımızı,  belirsiz bir süre orada kalacağımızı söyledi. Ve yeni hayatımızın daha güzel olacağını ekledi. Artık bizi yeni bir ülke, hayat ve gelecek bekliyordu. Ama nerede olursak olalım annemin ve babamın yanımda olması bana yeterdi. Çünkü aile her fedakarlığı hakkeder ve aile her şeyden önce gelir.

(Visited 15 times, 1 visits today)