Yeni Yılda Daha Güzel Bir Dünya İstiyorum

Yanan bir ormanın küllerine benzer biçimde yok olmaya yüz tutmuş milyarlarca insan gibi sıradan hayatlarımızın iz bırakmaya çalışarak geçirdiğimiz bir yılını daha geride bırakıp belki şanslıysak arkamızda bizi hatırlayacak bir avuç insan bırakabileceğimiz bir şey yapma şansımızın olduğu yeni bir yılına daha giriyoruz. Bu yıl da her sene olduğu gibi bir rutin olarak hepimiz hediyeleşecek, sevdiklerimizle bir araya gelecek ve bilhassa yeni yıl için büyük ihtimalle gerçekleşmeyecek olan dileklerimizi hayal edeceğiz. Hepimizin olduğu gibi benim de yeni yıl için dileklerim, umutlarım var; dokunması çok zor hayaller, ulaşması çok zor umutlar… Ne hediye istiyorum yeni yılda ne bir çekiliş ne de süslü püslü yılbaşı ağaçları, 2018’den tek dileğim kana bulanmamış bir dünya. Belki de 2018’in sonunda bu yazıyı tekrar okuyup gerçekleşmeyen hayallerime içim acıyarak güleceğim ancak insanlar insanlıklarından vazgeçseler de ben her yeni yılda daha iyi bir dünya düşlemekten asla vazgeçmeyeceğim.

Yeni yılda kendi çıkarları ve anlaşmazlıkları yüzünden canice masum insanları katleden devletlerin sonunun gelmesini, çok ütopik bir hayal olsa da savaşların sona ermesini istiyorum. Tarihe adını kanla kazımış olan devletlerin ellerindeki kanın masum çocukların gözyaşlarına karışmasını, yavrusunun geleceği için endişelenen annelerin üstüne sıçramasını, ailesine bir ekmek parçası götürmek için canını dişine takan babanın elindeki ekmeğe değmesini istemiyorum. İnsan Hakları’nı ihlal ederek çalıştırdıkları çocuk işçilerin dışarıdan sayılan kaburga kemikleri bunları yapmalarına rağmen İnsan Hakları’nı savunan ülkelere tabut olsun istiyorum. Sadece biraz sevgi istiyorum.

LGBTİ+ bireylere saygı duyulsun istiyorum. İnsanlar herkesi aynı kalıplara sokmaya çalışmaktan vazgeçsin, böyle şeyleri kabul etsinler istiyorum. İnsanlıktan nasibini almamış, eğitim görmemiş mağara adamları tarafından sırf eyleme katıldığı, yapılan haksızlıklara ses çıkardığı için tecavüz edilip yakılarak öldürülen trans birey Hande Kader’in yaşadıklarını başka insanların yaşamasını istemiyorum. Bu hormonlar ve bu içgüdülerle doğan insanların farklılıkları yüzünden dışlanmalarını, işsiz kalmalarını, aileleri bile dahil olmak üzere birçok kapının yüzlerine kapandığını gördükten sonra umutsuzluğa kapılıp intihar etmelerini istemiyorum. Toplumda küfürlere, hakaretlere, insan değilmişçesine yapılan muamelelere, 15 yaşındaki çocukların üç kuruşluk akıllarıyla yaptıkları iğrenç şakalara maruz kalmalarını istemiyorum. Sadece biraz saygı istiyorum.

Gece ıssız bir yerden geçerken ürkmek, telefonda babamla konuşuyormuş gibi yapmak, çantamdaki biber gazına, evin önündeki erkek ayakkabısına güvenmek, geç saatlerde dışarı çıkmaya çekinmek, boşalan minibüste tek kalmaktan korkmak, çocuklara bayılan bir insan olarak yaşım ilerledikçe evlenip sıcak bir yuva kurmaktan vazgeçmek istemiyorum. Gelgelelim ki dünyanın ilk kadın hükümdarına sahip olan Türk milleti, şu günlerde beş yılda öldürülen 1134 kadınla insanlığın yüz karası haline gelerek bizi bu şartlara maruz bırakıyor. Dünyanın dört bir yanında süfrajetler kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi için savaşırken Türk kadınlarına bu hakkı onların istemelerine kalmadan veren bir liderin kurduğu bu ülke şimdi Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporuna göre kadın erkek eşitliğinde 144 ülkede 130. sırada. Ben artık namusun kadının iki bacağının arasına konulduğu, perdeler kirli olduğu için kadının şiddete maruz kaldığı, sokak ortasında öldürülen kadınlara çevredeki insanlar tarafından hiçbir müdahalenin gerçekleşmediği bu ülkede haberlerde öldürülen, tecavüz edilen kadınları görmek istemiyorum. İşe alımlarda kadınların sırf doğum yapıp izne ayrılması muhtemel diye daha az şansa sahip olmalarına, aynı işte çalışırken daha az maaş alan kadınlara yapılan haksızlıklara, kadınların çocukları ve kariyerleri arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılmalarına katlanamıyorum. Sadece biraz eşitlik istiyorum.

Bu videoyu anlattıklarımı pekiştirmek için buraya koyuyorum çünkü bu güne kadar beni en çok bu video etkilemişti bu konuda ve uzun süre etkisinden çıkamamıştım. Eğer siz de bu konularda hassassanız izlememenizi tavsiye ederim. Videoyu hayretler içerisinde izlediğimde aklımdan tek bir şey geçiyordu: Bir insan en fazla ne yapmış olabilir de böyle bir şiddeti, böyle bir caniliği hak etsin? İşte koca terörünün gelebileceği boyutlar ve çevredeki  insanları vurdumduymazlığı:

https://www.youtube.com/watch?v=06xvPQx3J7k&has_verified=1

Hayvan sevgisinin sokaktaki hayvanları da kapsadığı, cins hayvanlara tonlarca paraların dökülmediği, süs eşyası olarak değil bir can, bir arkadaş olarak hayvan sahiplenildiği, pet shoplarda cam kafeslerde tıpkı birer vitrin süsü gibi sergilenen hayvanların bir fotoğraf çektikten sonra unutulmadığı, insanların evlerinin önüne bir tas su bir tas mama koymayı öğrendikleri, hayvanların alkollü yarım akıllılar tarafından işkenceye maruz kalmadığı, gücü anca hayvanlara yeten başka insanlara uygulayamadığı şiddeti ağzı dili olmayan hayvanlara uygulayan acizlerin bittiği bir dünya istiyorum. Hayvanlara karşı da olsa sadece biraz insanlık istiyorum.

Dünyayı insanlara insan gibi muamele yapılan, güçlülerin güçsüzleri ezmediği, insanların inanışlarına, dinlerine, dillerine, ırklarına, seçimlerine, farklılıklarına göre muamele görmedikleri bir yere çevirmek istiyorum. Sadece biraz birlik ve anlayış istiyorum.

Biliyorum, asla gerçek olmayacak hayaller bunlar. Kana bulanmış halde karanlık bir fırtınaya çekilen dünyamız hiçbir zaman bu kadar güneşli olmayacak. Ama bu kadar güzel bir dünyayı, bu kadar parlak günleri hayal etmek bile çok güzel.

 

 

KAYNAKÇA

http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-5-yilda-1134-kadin-olduruldu-40018509

 

 

(Visited 137 times, 1 visits today)