Yeniliğe Açılan Kapı

Hayata karşı bir duruşu olmalı insanın. Başkaları ne derse der diyerek değil, ben böyle mutluyum diyerek yaşamalı. Bunu yağarken de hem kimseyi kırmamalı hem de kendinden, karakterinden ödün vermemeli. Gerektiğinde herkese karşı durabilmeli, hakkını savunabilmeli.

Bu hayatta herkes hata yapabilir, kimse mükemmel değildir. Önemli olan yaptıklarının arkasında dimdik durabilmektir. Hata yapan bireyleri dışlayan bir toplumda yaşadığımız düşünülünce bunu yapmak zor gibi gelir. Ama olması gereken hatalarla yüzleşip hepsinin arkasında durmaktır. Bu şekilde olgunlaşıp doğruyu buluruz.

Ben yaptıklarımla, hatalarımla, başarılarımla, başarısızlıklarımla, sevinçlerimle ve üzüntülerimle hep aynı kişiyim. Bütün bu saydıklarım aslında insanı insan yapan şeylerin ta kendisi. Yaptıklarımızdan pişmanlık duymak yerine onlarla gurur duymayı öğrenmeliyiz. Hatta kendimize ”Yaptığım şeyler kadar yapamadıklarımla da gurur duyuyorum.” demeye alışmalıyız. Bazen bir işi yapmadığım zaman, bir yere gitmediğim için ya da birine hayır dediğim için iyi ki diyorum. Çevremden gördüğüm kötü sonuçlar yapmadığım için kendimle gurur duymamı sağlıyor.

Hayır kelimesi veya reddetmek çoğu insana bencilce ve kaba gelir. Hatta karşısındakini kırdıklarını düşünürler. Oysa insan aynı zamanda istemediği şeyi reddetmeye alışabilmeli. Bana göre asıl kötülük karşıdakini mutlu etmek için yanlışları doğruymuş gibi lanse etmek ya da bizi mutsuz edecek tekliflere evet demektir. Bunun için hem kendimi zorda bırakmamak için hem de kötü sonuçlar elde etmemek amacıyla hayır demeyi tercih ederim.

Bazen hayır diyebilmek en doğru karardır. Belki de bir hayırla yaşanabilecek tüm olumsuzluklardan kurtulup hayatımızda açtığımız veya açacağımın temiz sayfaların kirlenmesini önlüyoruzdur. Geleceğimizin içinde ayrılmış yollardan doğru olana sapmamızı kolaylaştırıyoruzdur. Bu sayede yeniliklere sonuna kadar açılmış yeni bir kapı sunarız. Belki de bu kapının açıldığı yer binlerce şeye hayır diyebilmekten geçer ve belki de bu kapı yeni mutlulukların ve başarıların da imzasıdır. Hatta hayatımızın dönüm noktası yaptıklarımız değil yapamadıklarımızdır.

Bu bir gerçektir ki bize verilen hayatı ikinci kez yaşamayacağız. Bize yaşamamız için tek bir şans verildi  ve bunu kimsenin isteklerine göre yaşamamalıyız. Aksine kendi başarımız  ve mutluluğumuz için yaşamalıyız.

Hayır demek cesaret ister aynı zamanda sorumluluk gerektirir. Hayır demek çoğu zaman başkaldırış olarak algılansa da aslında birçok güzelliğe yön verir. ”The Power of No” kitabında da anlatıldığı gibi, sizden bir şey istendiğinde kendinize şu üç soruyu sorun: Bunu gerçekten yapmam gerekiyor mu? Bunu yapmak istiyor muyum? Bunu yapmak bir görev mi ya da bana bir kar sağlayacak mı? Bu üç soruya evet yanıtını alabiliyorsanız işte o zaman evet kelimesini kullanın. Ama biri bile hayır cevabına çıkıyorsa düşünmenize gerek kalmayacaktır. Hatta içinizdeki en ufak bir şüphede bile cevabınız hayır olmalı.

Bu hayatın sahibi sizlersiniz. Kimsenin sizin yerinize mutlu olmayacağı gibi kimse sizin yerinize üzülmeyecek veya sorumluluk da almayacak. O nedenle kararlarınızın her biri sizi ilgilendirir. Kimsenin mutluluğu için yaşamayın,istemediğiniz halde bir şeye evet demek zorunda hissetmeyin. Hayır demeyi öğrenin. Hatta hayır demek için bahaneler üretmek yerine istemediğinizi belli edin.

Bunları yaptığınızda ise pişmanlık duymayın. Steve Jobs’ın da dediği gibi ”Yaptığımız şeyler kadar yapamadıklarımızla da gurur duyuyorum. Yenilik binlerce şeye hayır demektir.”

 

(Visited 127 times, 1 visits today)