Yoksa o…

Mutlu, huzurlu, eğlenerek yaşayan dört kişilik bir aileydik. Annem, babam, ben ve kardeşim. Aileydik dedim çünkü şu an bir aile değildik. Kopmuş, birbirinden ayrılmış, dağılmış bir ailenin bireyleriydik sadece. Her şey yerli yerinde giderken, biz sıradan hayatımızı yaşarken kardeşimin ölümü sebep olmuştu bütün bunlara.

Yine bir gün okul çıkışı ben eve gelmiştim. Babam ve kardeşim evdeydi ancak annem daha gelmemişti. Büyük ihtimalle yola çıkmış eve geliyordu. Yorgunluğumu üzerimden atmak için banyoya girmiş ve çıkmıştım. O sırada da annem çoktan eve gelmiş üzerini değiştiriyordu. Annemle günümün nasıl geçtiği hakkında konuştuktan sonra dışarı çıkma önerisinde bulunmuştum. Ödevim yoktu o gün. Babam da bu fikrimi onayladığında piknik yapmaya gitmeye karar vermiştik. Toparlanıp piknik yerine giderken arabaya sessizlik hakim olmuştu. Bunun sebebini anlayamasam da bu sessizliği bozmak için müzik açmıştım. İşe yaramıştı da. Şimdi arabada herkes şarkı söylüyordu.

Birden babam “Sıkı tutunun!” diye bağırınca bulabildiğim bir yere tutunmuş ve neler olduğunu anlamaya çalışıyordum ki araba takla atmaya başladı. Daha önce hiç bu kadar korkmamıştım galiba. Araba ters bir şekilde durunca herkes iyi mi diye etrafıma baktım. Annem ve babam iyiydi ancak kardeşim araba ters durduğundan arabanın tavanında hareketsiz bir şekilde yatıyordu. Ambulans sesi duymamla sağlık ekiplerinin yanımıza gelmesi bir oldu. Hepimiz arabadan çıkarken kardeşim hala hareketsizdi. 

Hep birlikte ambulansla hastaneye gelirken doktorlardan kardeşimin kafasını sert bir şekilde çarpmasından kaynaklanan bir baygınlık geçirdiğini öğrenmiştim. Buna sevinmiştim çünkü bir an gerçekten ona bir şey olduğunu zannetmiştim. Hastanede son kontrollerimiz yapılırken kardeşime bakan hemşire birden doktorlara seslenip kardeşimi sedye ile ameliyathaneye aldılar. Bir yandan telaşla onların arkasından koşarken diğer yandan neler olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Yaklaşık yarım saat sonra ameliyathaneden doktor çıktı ve kardeşimi beyin kanamasından kaybettiğimizi söyledi.

İşte o günden beri bir aile olamadık. Kardeşim öldükten sonra annem bütün eşyalarını toplayıp annesinin yanına gitti, babam ise her ne kadar hala aynı evde kalıyordu. Bana gelirsek, ben annemle babamın bu duruma düşmesine çok üzülmüştüm ancak yapacak bir şey yoktu. Reşit olduktan sonra babamla da zor geçindiğimizden dolayı ayrı bir eve çıkmıştım. Yalnız kalmayı küçüklüğümden beri hayal ediyordum ama bu şekilde değil. İşte bizim o mutlu dört kişilik aile kardeşimin ölümüyle üç kişilik bir aile bile olamamış, dağılmıştı.

Tek başıma kaldığımdan dolayı çalışmaya başlamıştım. Okula gidiyor, okul çıkışında 2 saat bir kafede çalışıyor ve eve geçiyordum. Yine bir gün okuldan çıkmıştım ki müdürüm aradı. Bugün kafede temizlik olacağını, gelmeme gerek olmadığını söylemişti. Bunun üstüne eve geçmek yerine küçükken kardeşimle beraber sık sık geldiğimiz parka geldim. Önceden hep park tarafında olur, kardeşimle oynardım. Şimdi ise onsuz bir şekilde bu parkta duruyordum. Biraz nefes almak için boş bir bank buldum çocuk parkında. Evet, kulağımda çınlayan çocuk seslerini ayırt etmek güçtü ama zaten bunun bir önemi yoktu. Bu düşünceler zihnimi meşgul ederken gözüm ona takıldı. 

 

O kim mi? O parkın etrafında koşuşturan ve benim kardeşimin en sevdiği kaydıraktan çılgınlar gibi kayan kardeşime çok benzeyen bir çocuktu. Bir an gözlerime inanamadım. Kardeşimin öldüğü zamandaki hali tam da karşımdaydı. Ancak şunun farkındaydım ki kardeşim öleli 8 yıl olmuştu ve 8 yıl içinde değişmeme şansı yoktu. Bu düşünceyle tekrardan hüzünlenip eve doğru gitmeye başladım. Ama son bir kez kardeşime sarılmak gibi olsun diye koşup o çocuğa sarıldım. Sarıldığım anda yağmaya başlayan yağmur sanki 8 yıl önce ölmüş olan kardeşimin göz yaşlarıydı. Ondan başka bir çocuğa sarıldım diye ağlıyordu sanki. Bu düşüncelerden sonra sarıldığımda afallamış olan çocuğu bıraktım ve eve doğru yola çıktım.

Hala yağmur yağıyordu ve şemsiye açma gibi bir düşüncem olmamıştı. Bu yağmur damlalarının kardeşimin göz yaşı olduğunu düşünüp onunla ıslanmaya razı olmuştum. Ancak şunu bilmeliydim ki kardeşim aramızdan 8 yıl önce ayrılmıştı ve bunun geri dönüşü yoktu. Onu her ne kadar özlesem de bu özlemle yaşamam gerektiğini zamanla anlıyordum.

(Visited 64 times, 1 visits today)