Yürüyen Biçimsiz Beyinler

”Bir ülkenin geleceği ,o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.” Acaba Albert Einstein bu sözleri sarf ederken o çokca bahsedilen eşitşiğin nasıl sağlanacağını da düşünmüş müydü? Hem yalnızca bir ülkenin geleceği midir önemli olan? Yoksa bütün dünya vatandaşlarının ayrım gözetmeksizin zamanında gerekli eğitimi almış olması dünyayı daha da yaşanıabilir bir hale getirmeye yardımcı olur mu?

Eğitim denen konu oldukça hassas olduğundan yorum yapmadan önce eğitimden kastımızın ne olduğunu bilmemiz gerekir.Evet malesef biz insanlar kendi konuştuğumuz konuların aslında ne hakkında olduğunu,ne gibi başıkları içerdiğinin farkında olmadan konuşuyoruz.Eğitim de bunun en büyük örneği.Eğitimden bahsederken bir öğrencinin dersine girip,kitapta yazan konuları anlatıp bitirdiğimizde eğitme sürecini tamamladığımızı düşünüyoruz.Oysaki eğitim denen şeyin büuük bir bölümünü davranışlar oluşturuyor ve bu davranışları öğrencilere öğretmek de hiç kolay bir iş değil.Üstelik her öğrenci aynı şekilde öğrenmiyor.

Çok uzağa değil bugün ülkemize dönüp baktığımızda bir köy okulunda imkansızlıklar içinde öğrenim hayatını sürdüren bir öğrenci ile İstanbulda özel bir liseye giderek eğitimin tam anlamı ile en iyisini almış bir öğrenci karşı karşıya gelse ve bir konu hakkında tartışmaya başlasalar tartışma boyunca daha eğitimli olanın  dominant olması ,eğer ilk koşuldaki öğrenci okul dışında kendini geliştirmemiş ise,beklenir.

İinsanı asıl çileden çıkartan ise aynı okulun içinde bile eşit bir eğitim verilememesidir.ders esnasında konu anlatılıp bittiği zaman diğerlerinden biraz daha geç veya daha çok pratikle öğrenen öğrenciler ilk başlarda bir fark olmasa bile zaman geçtikce konuların gerisinde kalmaya başlarlar.Dolayısıyla sonunda az biraz öğrendiklerini de birbirine karıştırmaktan başka birşey elde edemezler.

Olayın öğretim kısmından çıkıp yine eğitime geçecek olursak öğrenciliğin ilk yılları olan ilkokul dönemine baktığımızda aynı durumun daha kötü sonuçlar yarattığını görebiliriz.Açlık içinde kıvranan ve aynı zamanda eğitim görmeye çalışan yedili yaşlardaki bir çocuğun büyük şehirlerde yaşayan çocuklar gibi , insanların sürekli övdüğü ”medeniyet” seviyesine gelemeyeceğini bilmek bütün insanlığın dönüp kendini sogulaması gereken bir durumdur.

En azından eğer tüm çalışanlar duyarlı olurlarsa okul içindeki düzensiz ilgi dağılımı önlenebilir.Öğrencilerin kolayca anlayabileceği yöntemler denenir ve aynı şekilde öğrenen öğrenciler bir sınıfa toplanabilir.Öğretmenler her öğrencinin öğrenme hızını bilir ve dersi ona göre ilerletir.Ama bu yöntemi tüm ülkede hatta tüm dünyada düşündüğümüzde öncelikle ekonomi buna izin vermez.

Her zaman olduğu gibi bu sorunu da çözmek için ülkeyi yöneten insanların duyarlılığı ön plada olması gerekiyor.Eğer onların da öncelikli amacı her gün haberlerde gördüğümüz hırsızlık,para için adam öldürme,okula gitmek isteyen ama bulunduğu bölgede okulu bırakın sıra ve tahta yerine koyup ders anlatacak malzemeleri bile olmayan insanlarn sorunları gibi konuları çözmek ise gerekirse ülkelerce birlik olup öğrencileri yürüyen biçimsiz beyinler olmaktan çıkarıp o beyinleri  gerektiğinde hayat kurtaran,en çözülmez olarak görünen sorunları çözüme kavuşturan,ne yapacağını bilemeyen insanlara yardım eden bireyler yetiştirerek bizi insan yapan özelliklerimize kavuşturmak için çabalamaları gerek.Ama şu an olduğu gibi birkaç kişinin bu eğitimi alması yetmez.Tüm insanlık bunu nefes almak kadar önemli bir görev olarak saymalı.

(Visited 105 times, 1 visits today)