Zaman Yolculuğu

Sonunda uzun uğraşlarımın ardından bu kasvetli, tozlu raflarla dolu laboratuvarın tozunu yutma fırsatı yakalamıştım. Yıllarca süregelen tetkiklerimden sonuçla söyleyebilirim ki buranın eski sahiplerinden bile fazla teorik bilgi sahibiyim. Kimileri spor kimileri kitap bağımlısıdır, ben ise deney… Bu saçma ve gülünç tabiiyete lisedeki anılarımın da büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim. Lakin özellikle geçtiğimiz yıllarda yaşanan bulgular, kalbimin derinliklerindeki o ilkel duyguyu kış uykusundan uyandırdı., “Merak”… Evet biliyorum bir sayısalcı -hatta daha spesifik olarak biyolog- olduğumu, fakat gördüklerimden sonra tarihe ve antik sembollere kafayı takmıştım. Ve bu saplantı ben öğrenene kadar geçeceğe benzemiyordu. Neyi mi. Geçmişi. Üstelik usulüne uygun olarak, geçmişte.

 

Yani kısaca zaman yolculuğu yapacaktım. Bu yüzden yeni planlar yapıp bu planlara göre yeni adımlar atmalıydım. Önce hayatımı değiştirmekle başlayacaktım. 2020’li tarihlerden sonra hayat bir hayli değişti. Sokakta fareler yiyip küçük fütüristik odalarda yaşadığımız şehirler vardı artık. Mezun olmak zor, iş bulmak daha da zordu. Ben de çok mümkünmüş gibi en olmayacak mesleği okudum, genetik mühendisi. Şimdi ise laboratuvar şirketlerine beni almaları için yalvarıyordum. Ta ki bugüne kadar… Öğrendiklerimden sonra artık buna bir son vermeye karar verdim. Şehiri iyi tanırım, döküntüden ibaret olsa da. Pek tekin olmayan yerler de bulunur, tahmin edersiniz ki. Arkadaşlarımdan birine beni gezdirmesini söyledim. İşime yarayacak nereler varsa hepsini bir kenara not ettim. Ama karanlık çöküyordu artık, buralarda fazla gezilmezdi. Ben de evime gittim,elimi cebime attım ve bir kağıt buldum. O kağıtta hem benim için hem de dünya için hayati bir işaret vardı ve bir karar verdim.Dünyayı değiştirecek o karar… 

 

Atıkların yakınındaki terk edilmiş laboratuvarı kullanıp kendime bir araştırma ortamı oluşturacaktım.Bir günde yıkılmış bir merkezi onarabildiğime ben de şaşırdım. Şimdi asıl maceraya başlıyordum, zaman makinesi yapımına… Yakındaki yıkıntılardan metal parçalar topladım. Biraz da manyetik parça aldım, kalanı ise burada çoktan beni bekliyordu, dediğim gibi bura benim için biçilmiş kaftandı. Geceler günleri, günler haftaları kovalasa da başardım gibi duruyor. Elimdeki ürün bir şeye benziyordu en azından. Eksik olan tek hammadde, bunu çalıştıracak kişinin özgüveni idi, bu da ben oluyorum. Tüm düşüncelerimi kapatıp sonunda o kırmızı düğmeye bastım. Ancak işler pek planladığım gibi gitmedi ve bir anda her yeri kıpkırmızı bir ışık kapladı.

 

Gözümü açtığımda her sabah olduğum yerde, odamda olduğumu fark ettim. Gördüğüm rüyanın ne kadar gerçekçi olduğuna kafa yormaya bile vakit bulamadan onları gerçeğe dönüştürmek ve bu sefer olumlu sonuçlar almak için yataktan kalktım ve geçmişe gidebilmemi sağlayacak planım için hemen işe koyuldum. Bu sefer o kırmızı düğme beni odama değil geçmişe götürecekti. Hedefime ulaşmak için araştırmacı yönümden sonuna kadar faydalanıp rüyamı gerçeğe dönüştürmek hayat gayem haline gelmişti artık.

 

(Visited 6 times, 1 visits today)