Zamanın İçinde

    Koridorda birinin bana seslenmesiyle kendime geliyorum. Ses tanıdık geliyor başta ama sanki aklım sesle oynayıp farklılaştırıyor gibi. Gittikçe tanınmaz bir hale geliyor etrafa bakıp kimin bana seslendiğini bulmaya çalışıyorum. Fakat sanki gözümün önüne siyah duvarlar çekilmiş gibi hissediyorum sakinleşmeye çalıştıkça daha da kötü hala geliyor. Nasıl daha iyi hale geleceksin, nasıl odaklanabilirim? Düşün! En sonunda kolumda arkadaşımın sıcak elini hissediyorum bana seslenenin ismini söylüyor sonunda kendime gelirken selam veriyorum. Acaba ne kadar süredir dalgın dalgın yürüyorum, başka biri daha bana seslendi mi?  Soğuk davranan kahverengi saçlı orta boylu komşum olduğunu fark ediyorum. Hiç bu kadar samimi davranmamıştı. Gözlerindeki gülümsemeden mutlu olduğu anlaşılıyor.  

    Selam verip sınıfa geçiyorum orta sıralardan duvarın yanındakinde oturmak, en iyi arkadaşımın önündeki sırada oturmak belli belirsiz bir güven duygusu veriyor. Profesörün anlattığı çoğu şeye odaklanamıyorum. Sonunda bizim hakkımızda konuşmaya başlıyor. “İşte şimdi dikkatimi çekti!” diyor eliyle omzuma dokunarak. Profesörün yaptığı konuşma eve gidince de aklımdan çıkmıyor. Neyi aklımdan çıkarabiliyorum ki?  

     Fakat geçmişten kurtulabilir miyiz? Bazı olaylar zaman geçtikçe biz fark etmesek bile bizi çok etkiler. Bu acı anılardan kurtulmaya çabalarken daha karmaşık olayların ortasında bulabiliriz kendimizi. Bazen bu olaylar çok daha kötü sonuçlara sebep olur ki sanki aklımızın kontrolünü kaybetmiş gibi oluruz.  

    Anılarımı sildirmeyi planlarken daha mı iyi daha mı kötü olacağını düşünüyorum. Her şey eski haline dönebilir mi peki? Sanmam çünkü bazı anılar o kadar derindir ki etkisi en dipten hissedilir ne yaparsan yap ondan kurtulamazsın. Sadece kötü anılar da silinmeyecek ki o kadar güzel anı da silinmiş olacak.  Belki de kötü anılar sayesinde güzel anılar güzelleşiyordur. Sonuçta hayatımızdaki her şey güzel olsa bile kötü bir anı, olay bulup onu suçlayacağız. İnsan olmamız yüzünden olduğunu düşünüyorum. Sonuçta kim her şeyin iyi olmasını istemez ki?  

   Her seferinde senin kötü diye adlandırdığın olay gelip seni bulacaktır çünkü bazı güller o kadar güzeldir ki papatya yanında çirkin kalır. Fakat bu papatyanın çirkin olduğu anlamına gelmez ki. Bizim bakış açımızla ilgilidir bu. Kötüyü çok aramana gerek yoktur zaten, istemesen de seni bulur. Eğer hayatta iyi şeyler görmezsek ve kötüyü görmeye devam edersek ne kadar mutlu olabiliriz ki.  

   Yaklaşık iki saattir bu konu üzerine düşündüğümü fark ediyorum. Bazı olayların üzerine çok uzun süre kaybediyorum.  

   Belki de baştan başlamak herkes için daha iyi olurdu. Hiç kötü anı yok. Her şey yepyeni. Savaşlar yok, insanlar hiçbir nedenleri olmadan kavga etmiyor, doğayla insanlar iç içe, herkes hayvanlara karşı saygılı. Fakat dediğim gibi her olayın içinde kötülüğü görmeye devam da edebiliriz. Yeniden başlamak kişiliğimizi değiştirmek anlamına gelmez sonuç olarak. Ya etrafımızdaki olaylar bizi o kadar etkilemiyorsa, ya bizim kişiliğimiz öyleyse. İşte o zaman kötü anılar her zaman bizimledir demek.  

(Visited 48 times, 1 visits today)