Zamansız Mutluluk

Güneşin güzel ve sıcak ışınlarının yüzüme çarpmasıyla uyandım. Yatağımdan kalkıp saatin kaç olduğuna bakmak için oturma odasına doğru yöneldim. Saat erkendi, okulumun başlamasına daha 2 saat vardı. Babam ve annemin uyanık olup olmadığını kontrol etmek için onların odasına doğru gittim. Kapının gıcırdamaması için kapıyı araladım sadece göz ucuyla bakıyordum ama hiçbir şey göremiyordum. Kapıya bakarken kapı bir anda açıldı. İçeriden yorgun ama bana karşı enerjik görünmeye çalışan babam geldi. Benim neden bu saatte kalktığımı sordu. Ben de ona önemli bir sebebinin olmadığını söyledim.

 

Babam gözünün ovuşturarak ve yavaş bir şekilde tuvalete doğru yöneldi. Tuvalete girmeden önce bana baktı ve tuvaletten çıktıktan sonra onu takip etmemi söyledi. Babam tuvaletten çıktığında garaja doğru yürümeye başladı. Eliyle onu takip etmem için işaret yaptı. Babamın neden onu takip etmemi istediğini bilmiyordum. Yanlış bir şey yaptığımı veya söylediğimi zannetmiyordum. İkimizde hızlı adımlarla yürüyerek garaja doğru yöneldik. Garaja girdiğimizde eliyle tabureyi işaret etti ve oturmamı söyledi. Kendisi de bir tane tabure buldu ve oturdu. Aradan 10 dakika geçti ama babam ne konuşuyordu ne de bana bakıyordu. Sadece oturup masanın üzerindeki bir şeyle ilgileniyordu. İstifimi bozmadan bekledim ve en sonunda yanına gelmemi söyledi. Yanına gittiğimde bana sarıldı ve iyi ki doğdun oğlum, dedi. Bugünün doğum günüm olduğunu unutmuştum. Çok mutlu olmuştum babama sarılıp ona teşekkür ettim. Babam bana gözlerimi kapamamı  ve avcumu açmamı söyledi. Biraz bekledikten sonra gözlerimi açtım ve babamın bana bir saat verdiğini gördüm.

Saat çok güzel gözüküyordu, herhangi bir marka yapmış olacağını düşünmüyordum çünkü çok sıra dışı ve güzel gözüküyordu. Babam bana bunun bir cep saati ama mutlu olduğun zamanı anlıyor ve o zaman kendiliğinden duracağını söyledi. Babamla vakit geçirirken saatin ne kadar çabuk geçtiğini fark etmedim. Saati kontrol ettiğimde okula geç kaldığımızı gördüm. Babam acele etmemiz gerektiğini söyledim. Babam hazırlandı ve arabaya bindik. Yola çıktığımızda babama hızlı olmasını söyledim. Babam hız sınırının biraz üstüne çıkmıştı ama sorun yoktu çünkü otoban bomboştu. Hızımızı biraz daha arttırmıştık ki gözlerim karardı ve gözlerimi açtığımda bir hastanede olduğumu gördüm ama bir şeyler tersti birincisi yüzümü çok az hissedebiliyordum ikincisi ise babam neredeydi. Yataktan kalmaya çalıştım ve önümde annemi gördüm. Annemin yumruğunu sıktığını ve bana nefret dolu gözlerle baktığını gördüm. Ne olduğunu sorduğumda bana saldırmaya başladı ve babamın öldüğünü söyledi. Annem bana çok sert vurmuyordu ama her yüzüme vurduğunda yüzümün parçalandığını hissediyordum. Babam öldüğü için kendimi suçluyordum. Annem o günden sonra benimle konuşmayı kesti ve benimle alakalı hiçbir şeyi umursamadı. Okula gittiğimde yüzümdeki ağır yaralardan dolayı kimse benimle yakınlaşmak istemiyor ve herkes benim bir yaratık olduğumu söylüyordu. Birkaç yıl daha böyle devam etti.

 

Bu süre zarfında babamın bana verdiği saati hiç çıkarmadım ve bana saatle ilgili söylediği şeyi hiç unutmadım. O zamandan beri gülemiyor, gülümseyemiyor ve mutlu olamıyordum. Okuldan geldikten sonra hava almak için dışarıya çıktım. Bir banka oturdum ve sessizce ağlamaya başladım. O sırada yanıma bir köpek geldi. Köpek bana bakarken çok mutlu görünüyordu ve üzerime atlayıp yüzümü yalamaya başladı. O sırada köpeğin sahibine benzeyen bir kadın yanıma geldi. Kadın çok güzel görünüyordu ve bana bakarken o da mutlu gözüküyordu. Kadınla konuşurken içimde uzun süredir eksik olan bir duygu yeniden canlanıyor gibiydi. Babamın sözünü hatırlayıp saate baktım ve saat durmuştu. Sonunda yeniden mutlu olabilmiştim.

(Visited 27 times, 1 visits today)