Zihinsel Çelişki

Bundan tam 5 yıl önceydi. 2872’nin yazıydı. Sabah olmuştu, o sabahın da hayatımdaki birçok sabah gibi önemsiz ve gereksiz gözüktüğünün düşünürdüm. Sabah istemesem de sıcacık yatağımı terk edip tuvalete doğru yöneldim. İşimi hallettikten sonra mutfağa doğru yöneldim ve bir kez daha büyülenmiş gibi yerimde dona kaldım. Gördüğüm sadece eşimdi ancak benim için o bu dünyada yaşamış en güzel varlıktı. Güzelliği ve kokusu dünyadaki hiçbir şeye değişmeyeceğim tek şeydi. Arkasından usulca yaklaştım ve bebek boynuna bir öpücük kondurdum. Beraber kahvaltımızı yaptıktan sonra salona geçip beraber yeni çıkmış bir tane film izledik.

Öğlene doğru ise beraber dışarı çıkmaya karar verdik. Eşimi giyinirken gördüğümde ağzım açık bir şekilde onu izliyordum. Moda olmayan veya şık bir elbise giymese bile gördüğüm en büyüleyici imaja sahipti. Güzel bir öğlen geçirdik beraber küçük çocuklar gibi bağıra bağıra etrafta geziyorduk. Akşama doğru bir çağrı aldım. Gelen arama benim eski dostumdandı. Babasının kalp rahatsızlığı vardı ve tahmin ettiğim gibi konu babasıyla ilgiliydi. Babası acile kaldırılmıştı. Beni de yanında istiyordu. Eski dostumun babası, ben küçükken benimle de kendi oğluymuşum gibi ilgilenirdi. Ben üniversiteye gidene kadar onlarla beraber yaşardım. Üniversiteyi kazandıktan sonra her ne kadar istemesem de onlardan ayrılmak zorunda kalmıştım ve ondan sonra da çok fazla görüşememiştik. Haberi alır almaz hemen koşarak arkadaşımın yanına gittim. Onunla beraber saatlerce oturdum. Gece geç saatlerde babasının durumu birazcık daha netleşmişti. Babası ölmeyecekti lakin komaya girmişti. Arkadaşımı teselli ettikten sonra onun yanında sabaha kadar bekleyebileceğimi söyledim. Arkadaşım ise benim kalmam gerekmediğini ona yeteri kadar yardım verdiğimi dile getirdi.

Birkaç dakika bu konu üzerine tartıştıktan sonra eve gitmem konusunda karar kıldım. Eve dönmek için paltomu aldım ve arkadaşıma son kez sarıldıktan sonra yola çıktım. Kırmızı ışığa geldiğimde arkamdan yaklaşan büyük ışıkları fark ettim. Işıklar geliyordu ve durmuyorlardı. Aramızdaki mesafe gittikçe kısalmıştı ne yapmam gerektiği konusunda endişeliydim. Arkamı bir daha döndüğümde ışık orada yoktu ve sanki hiç orada olmamıştı. Başımdan geçen olayları düşünürken eşim aradı ve nerede olduğumu sordu. Ben de ona birazdan geleceğimi ve endişelenmemesini söyledim.

Eve dönüş yolunda aklıma tuhaf bir şey takıldı. Eşimin yüzünü canlandıramıyordum. Tüm vücudu vardı lakin yüzünü hatırlamıyordum. Bu çok tuhaftı çünkü eşimin yüzü benim için en güzel şeylerden biriydi. Eşimle ilgili daha birçok şeyi hatırlamadığı fark ettim, mesela nasıl tanışmıştık? en sevdiği yemek neydi? nasıl birisiydi? Aklımda çok fazla soru vardı ve ben bunları neden hatırlamıyordum. Eve gelmek üzereyken eşimle ilgili çok az şey aklımda vardı. Eve geldim ve kapıyı açtım. O sırada gözlerimi açtım yanımda annemi gördüm. Ben hastanedeydim. Meğer zihnim bana bir oyun oynuyormuş. Son 5 yıldır komadaymışım. Anneme eşimi sordum. Eşimin bana gerçek olmadığını söyledi. Ben bir trafik kazası geçirmiştim ve komaya girmişim. Bunları duymaya kaldıramadım ve gözlerimi tekrardan kapadım tam o sırada eşimin sesini duydum. ” İşte sonunda geldin”….

(Visited 10 times, 1 visits today)