Bir gün sabahleyin uyanınca bir şey yağdığını fark ettim. Yağmur ya da kar değildi. İlk bakışımda rüyada olduğunu ya da halüsinasyon gördüğümü sandım. Gözlerimi kamaştırdım. Ama halüsinasyon ya da rüya değildi. Gerçekten de havadan kelime yağıyordu.
Aşağıya indim. Bayağı bir kelime şöleni vardı. Bazılarının anlamını biliyor bazılarının anlamını ise bilmiyordum. Zaten çok garipti, bir de üstüne bazı kelimeler bizi iyileştiriyor, bazıları ise yaralıyordu. İyileştiren kelimeler iyi şeylerdi. Mesela merhaba, teşekkür ederim, okul tatil vb. Yaralayanlar ise argo, küfür ve insanları üzen sözcüklerdi. Bunları fark eden kişilerin bazıları oraya gitti . Benim kolum sakat olduğundan orada birkaç dakika kaldım. Kolum iyileşmişti. Ama ben oradan ayrıldıktan 8 dk. sonra bazıları oraya kuruldu ve diğerlerine yer kalmadı. Ve bunlar iyileşmişlerdi. Artık ihtiyaçları olmadığı halde yer kaplıyorlardı. Tabiİ ağır hastalık geçirmiş kişilerin orda biraz daha kalmaları gerektiğinden kalmışlardı. Bizim inancımızda bazı tanrıçalar vardı. Onların arasından kelimelerle ilgilenen Kelimeka tanrıçası geldi. O tanrıça gelince gereksiz yer kaplayanların üzerine yaralayan yağmur yağdırdı ve normal hallerine döndüler. Normale dönen insanlar neden bize bunu yaptın diye sitem ettiler. Kelimeka da yerleri boşa kapladınız ve bencil davrandınız bu da size ders olsun dedi.
