Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve birden fark ettim ki dışarıda hiç kimse yok. Çok şaşırmıştım çünkü genellikle bu saatlerde futbol veya basketbol oynayan çocuklar olurdu. Fakat bugün kimse yoktu. Eve gittim, zili çaldım, yine hiçbir ses yoktu. Eve yedek anahtarla girdim. Evde televizyon izleyecekken kedim geldi, miyavladı. Sonra anladım ki insanlar yok olmuştu, bütün varlıklar değil. İlk başta bunun doğum günüm olduğu için bir şaka olduğunu zannettim. Ama mahalledeki bütün herkes gidemezdi. Peki, otobüsü kim sürüyordu? Galiba otopilottu.
Evde dolanıyordum ki bir baktım, bizimkilerin arabası gelmiş. Bakmaya gittim ama o sabahtan beri oradaymış. Evde oturdum, bekledim. Sonra yavaş yavaş sokak dolmaya başladı, arkadaşlarım geldi. Onlarla oyun oynadık. Sonra bunun bir rüya olduğunu anladım ve yattım. Bir sonraki sabah uyanınca yine o aynı uyanık rüyayı gördüm. Sonra tam gözümü kapatıyordum ki bir baktım ailem gelmiş, bana “Doğum günün kutlu olsun” şarkısını söylüyorlardı. Gözlerimi yumdum ama rüya değildi. Beklemediğim o şey oldu. Sonra akşama kadar eğlendik ve ardından yattık.
