Bir gün uyandığımda camdan dışarı baktım ve gökyüzünden kelimelerin düştüğünü fark ettim. Ardından kaldırımda yürüyen yaşlı bir amcanın başına “Dürüst” kelimesinin düştüğünü gördüm. O anda yaşlı amcanın yüzünde bir tebessüm belirdi. Artık olay hakkında bir fikrim olduğu için günümün nasıl geçeceğini planlamalıydım ancak bundan önce günün en sevdiğim öğünü olan kahvaltımı yapmalıydım.
Buzdolabını açtığımda evde domates ve salatalık kalmadığını gördüm. Bu yüzden markete gidip domates ve salatalık almam gerekiyordu. Sabah olduğu için yürüyerek gitmeye karar verdim. Yürürken birden başıma “Yalancı” kelimesi düştü ve kendimi kötü hissettim çünkü aslında böyle biri değildim. Hemen ardından yine kötü bir kelime olan “Zorba” düştü. Bu kez ruhum yaralanmış gibi hissettim. Artık dayanamayacağımı düşünerek eve koştum ve domatesle salatalık olmadan bir kahvaltı yaptım. Kendi kendime “En azından yumurta güzeldi.” diye mırıldandım.
Günün geri kalanını evde, kelimelerden korkarak geçirdim. Bu yüzden akşam saat altıya kadar dışarı çıkmadım ancak bir noktada korkularımı yenmem gerektiğini fark ettim. Bunun üzerine dışarı çıkıp arkadaşlarımla basketbol oynamaya karar verdim. Basketbol oynamaya giderken başıma “Cesur” kelimesi düştü ve daha önce yaralanmış olan ruhum biraz iyileşti. Bu güzel kelimenin düşmesinden henüz on saniye geçmeden “Öz güvenli” kelimesi de düştü. Artık ruhum tamamen iyileşmişti. Arkadaşlarımla keyifle basketbol oynadım.
Eve döndüğümde duşumu aldım, dişlerimi fırçaladım ve mutlu bir şekilde yatağıma yattım.
