Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafıma bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve kalbim hızla çarpmaya başladı.
Birden bir çığlık bastı sokağı. Çığlığın geldiği yöne doğru koştum. Caddenin ortasında bir çocuk yerde yatıyordu. Bir tarafta savrulan bisiklet, diğer tarafta ise bir araba vardı. Çocuğun her tarafından kanlar akıyordu. Hemen ambulansı aradım ve sakin bir şekilde bulunduğumuz konumu tarif ettim. Ambulans geldiğinde çocuğu tek başına gönderemeyeceğimi hissettim ve onunla birlikte ambulansa atladım.
Hastaneye vardığımızda, bütün doktorlar ona müdahale etti. Koridorda saatlerce ondan gelecek haberi bekledim. Çocuğun ailesini de çok merak ediyordum. Zaman o kadar uzun geldi ki artık içimdeki huzursuzluk daha da artıyordu. Hemşireler gelip çocuğun yakını olup olmadığımı sordular. Çocuk hala uyuduğu ve kendine gelemediği için daha ailesini bulamamıştık. Onu, o gece oradak yalnız bırakamazdım. Tüm gece odada başında bekledim.
Çocuk sabaha karşı gözlerini açtığında, hemen ona nasıl olduğunu sordum. Çocuk birkaç saat sonra kendine geldiğinde bana adını fısıldadı. Adı, Aras’tı. Aras’a soyadını sordum ama hatırlamadığını söyledi. O an içime bir telaş bastı. Çocuğun ailesini bulmak için hemşirelerle birlikte polisi aradık. Polisler dün gece bir ailenin çocuğunun kaybolduğunu ve çocuklarının adının Aras olduğunu söyledi. İçimde bir coşku belirdi. Hemen ailenin hastaneye geleceğini söylediler. Aras’ın yanında onunla birlikte gelecek aileyi bekledim. Bir süre sonra bie aile, polis ve hemşirelerle birlikte odaya girdi. Aras o an, anne, baba diye bağırdı. O sırada gözlerim yaşla doldu. Çok mutlu olmuştum. Aras’ın ailesine kavuşması artık yüreğimi hafifletti. Onu ailesine teslim ettim ve Aras’ı evinde de ziyaret edeceğimi söyleyerek artık hastaneden ayrıldım.
Bu korkunç geceyi asla unutmayacaktım. Ama Aras’ı tanıdığıma da çok sevindim.