Kelime Yağmuru

Mitsuri, pozitif ve her zaman sadık bir kız çocuğuydu. Örgülü saçları birine selam verince bir sağa, bir sola savrulurdu. Bir gün, her günden farklı olarak neşesiz ve zevksizdi. Annesi, bunun “kötü bir şey olmaya yakın” işareti olduğunu fark etti çünkü dört yaşından beri, yani toplam yedi yıldır anormal derecede güçlü bir içgüdüsü vardı.

O gün uyanınca saçının taranmasına bile zar zor izin verdiği için okula açık saçla gitmişti. Arkadaşları kötü bir şeyin yaklaştığını anladı. Beşinci dersteyken bir gök gürültüsüyle, bilinmeyen ama yağmura benzeyen bir hava durumu gerçekleşti. Gökten kelimeler yağıyordu. Mitsuri kelimeleri okudu: “Güzelsin, saçın çok kötü, hahaha çok çirkinsin, kimse seni sevmiyor, tatlısın, çiçek gibisin mi? Bu nasıl bir şey?” Öğretmen ve arkadaşları paldır küldür bakmaya geldi, öğretmen bunu müdüre rapor etti ve müdür, kelime yağmuru bitmeden çıkmayı yasakladı. Çünkü öğrencilere kötü bir söz gelebilirdi ve olay çıkabilirdi. Her teneffüs arkadaşları yağmurun gitgide artışını izledi, her ders öğretmenler onları sakinleştirmeye çalıştı.

Her şey dokuzuncu ders değişti. Tam da son dersten önceki derste. Yağmur içeri yağmaya başladı. Kimisi ağlıyor, kimisinin yüzünde ufak bir tebessüm oluşuyordu. Mitsuri, kazağının içine kaçmış kolyesini bu kaosu bitirmek için aradı çünkü biliyordu ki onun bir büyüsü vardı. Ne zaman hasta olsa ve onu taksa, bir sonraki gün turp gibi oluyordu. Eliyle tutarak o kaosun bittiğini düşündü, anında bitti. Güneş açtı ve onlara gülümsedi. O gün arkadaşları onu kutladı ve tebrik etti.

Minicik insanlar büyük farklar yaratabilir. Hor görmemeli, hoş görmeli.

 

Elinda ERTÜRK

(Visited 7 times, 1 visits today)