Sabah gökyüzü griydi ama yağmur bulutları ağır değildi, sanki düşüncelerden yapılmıştı. Birden damlalar düşmeye başladı. Yere çarpan her damla bir kelimeye dönüşüyordu. “Umut” kaldırıma değdiğinde içim ısındı, “özür”ayakkabımın ucunda durup titredi. Bazı kelimeler yumuşaktı: anne, ev ve yeniden. Onları avuçlamak istedim.
Kaçamadığım kelimeler de vardı. “Keşke” omzuma düştü, canımı acıttı. “Veda” saçlarıma dolandı; silkelesem de geçmedi. İnsanlar şemsiyelerini açıyordu ama kelimelerden şemsiyeler bile koruyamıyordu, çünkü sözden korunmak zordu.
Gün boyunca yürüdüm. Her adımda içimde bir cümle tamamlandı. Akşam olduğunda yağmur dindi. Sokaklar kelimelerle doluydu, ben ise sessizlikle. Eve dönerken fark ettim: Bazı kelimeler yara açar ama iyileşmenin başladığı yer de tam orasıdır.
Gece çökerken aya baktım, sanki ışıklarıyla kelimeler saçıyordu. Bunlardan bazıları bir cümle gibiydi: Cümleler kelimelerle oluşur, başarmak için çabalamak gerekir, der gibiydi. Bazıları kalbimde iz bırakmıştı, bazıları ise akıp gitmişti. Anladım ki insan söyleyemediklerini de içinde taşır, en çok da yağmurdan sonra. Sessizlikte kalan kelimeler, en çok hatırlanan olur. İçimde derinden yankılandı.
