Günlerden cumaydı. Sabah uyandığımda içimde sadece sevgi duygusu vardı. Herkes birbirine sevgi dolu sözler söylüyor, kimse birine “günaydın” demeden yanından geçmiyordu. Her şey harikaydı. Çok mutluydum. İnsanlar güler yüzlü, sevgi dolu ve saygılıydı. Doğrusu biraz şaşırmış ve heyecanlanmıştım çünkü bunun çok güzel sonuçlar doğuracağını biliyordum.
Sevginin nelere iyi geleceğini düşününce aklıma kavgaların, savaşların, kötülüğün, saygısızlığın ve mutsuzluğun sona ermesi geldi. Sanki hayata yeniden, mutlu bir başlangıç yapılıyordu.
O gün bir toplantım vardı. Saati geldiğinde toplantının yapılacağı iş yerine gittim. Toplantı başladığında herkes farklı düşüncelere sahipti ama yine de normalde olduğu gibi tartışmıyor “Benim fikrim daha iyi!” gibi dışlayıcı ve kırıcı sözler söylemiyorlardı. Aksine, “Olabilir”, “Belki”, “İyi fikir”, “Haklısın” gibi nazik ve saygılı ifadeler kullanıyorlardı. Farklı fikirlere açık ve anlayışlıydılar.
Toplantıyı sanki başka bir dünyadaymışım da yaşadıklarım bir hayal ya da rüyaymış gibi izledim. İçimden “Keşke her gün böyle olsa o zaman dünya çok ama çok güzel olurdu!” diye geçirdim.
Akşam olduğunda da sabahki gibi herkes birbirine “iyi geceler” diyerek vedalaşıyordu. Günün sonunda, yaşadıklarımın ne kadar güzel olduğunu fark ettim. Hatta “Keşke bugün hiç bitmese ne kadar mutlu bir gündü.” diye düşündüm.
Gerçekten bu günü hayal edin. Ben yaşadım ama siz hayal ettiğinizde bile kusursuz bir dünyadaymış gibi hissedebilirsiniz. Çünkü o gün sevginin, mutluluğun ve saygının hâkim olduğu bir gündü. Sabah dışarı çıktığımda gördüklerime inanamadım; hatta rüyada olduğumu düşünüp gözlerimi ovuşturdum.
