Güneşli bir sabaha uyanmıştım o gün..Önce odamı toplayıp, kahvaltımı yaptım. Sonra giyinip, dışarıya çıkmaya koyuldum. Sokakta yürürken, o gün içimde farklı bir enerji vardı ve bu enerjinin nereden geldiğini anlayamadım. Hızlı adımlarla parkın içinden geçiyordum ta ki bir adamın beyaz renkte olduğunu gördüm ve kafasının üzerinde “saf ruh” yazıyordu. Çok şaşırmıştım, hızlı hızlı yürümeye devam ettim. Sadece o adamın öyle olduğunu düşünmüştüm fakat yanlış düşünmüşüm. Bunun ne anlama geldiğini anlamadım ama bunu keşfetmek istedim. Oradan uzaklaştım, bir adam kediyi besliyordu o da mavi renkti, galiba rengi sevgiyi anlatıyordu. Başka biri ise siyah renkteydi ve bankta oturup boş boş bakınıyordu o an onun üzüntü içinde olduğunu anladım. O adamın yanına gidip, dertlerini dinledim..Hayat sanki bana insanlara yardım etmem için bir güç vermişti. Önümüzden hızla koşan, turuncu renkler içinde bir çocuk gördük ve birlikte gençler ne kadar da enerjikler deyip, birbirimize gülümsedik.
Arkadaşım Elif ile buluşmam gerekiyordu, artık oradan ayrılıp onunla bulaşacağım kafeye gittim. Oturur oturmaz griler içinde bir garson gördüm, galiba oldukça mutsuzdu. O an Elif geldi ve beni gördü. Elif ise mor renkteydi, galiba mor renk kararsızdı bir türlü hangi yemeği yiyeceğine karar verememişti. Etrafıma şöyle bir bakındım. Yanımdaki masada oturanlar gözüme çarptı. Çocuk sarı, annesi ise pembeydi. Çocuk çok tebessüm ediyordu, sarı galiba neşe idi. Annesi ise çocuğu mutlu olduğu için, mutluluktan pespembe idi. Başka bir masada ise iki kardeş kavga ediyordu. Öfkeden çocuklar kırmızı haldeydi. Bu gücün sadece bende olduğunu anlamıştım.
Evin dönüş yolunda, bizim mahalleden Filiz teyzeyi gördüm. Filiz teyze çok heyecanlıydı. Çünkü bugün günü olduğunu biliyordum. Kadını yeşil renkte gördüm, galiba yeşil heyecan idi. Acaba ben hangi renktim? Galiba o gün benim için, hayatım boyunca unutmayacağım bir gündü ve günümü çok güzel geçirdiğimi düşünüyorum.
