Doğanın Fısıltısını Duymak

Bir sabah uyandım ve dünyada bir şeylerin değiştiğini fark ettim. İnsanlara “Günaydın!” dedim ama kimse dönüp bakmadı. Sanki görünmez olmuştum. Ne kadar bağırsam da kimse beni duymuyordu. İlk başta bunun bir şaka olduğunu düşündüm.

Fakat gün geçtikçe gerçeği kabullenmek zorunda kaldım. Tam umudumu kaybetmek üzereyken, bir serçe yanıma konup fısıldayarak “Neden bu kadar üzgünsün?” diye sordu. Şaşkınlıkla etrafa bakarken serçe tekrar konuştu. O an anladım ki insanlar beni duyamıyordu, ama ben hayvanların ne söylediğini duyabiliyordum.

Sokaktaki kedilerin yaşadıkları maceraları, köpeklerin sahiplerine olan sevgisini, karıncaların yemek bulma mücadelesini, arıların bal yapmak için çiçekten çiçeğe uçuşlarını ve kuşların şehir hakkında anlattıklarını dinledim. Onların dünyası sandığımdan çok daha zenginmiş.

Bunu fark edince biraz kötü hissettim; doğanın dengesini fark etmeden bozuyormuşuz. İnsanlar keşke bir anlığına hayvanları duyabilse. Ama artık insanlar duymasa da yalnız değildim. Zaman geçtikçe onların hayatını daha iyi anlamaya başladım, onların sesi oldum.

Şunu anladım ki bazen dünyayı değiştirmek için insanların sesimizi duyması gerekmez. Doğanın fısıltısını duymamız yeterlidir.

(Visited 8 times, 1 visits today)