Dün nasıl oldu bilmiyorum ama uyandığımda ailemin söylediklerini duyamadığımı fark ettim. İlk önce çok korktum çünkü sağır olduğumu zannettim. Ancak tam o anda bir ses duydum:
— Cik, karnım acıktı, cik!
Etrafıma baktım; bu ses kuşum Maviş’e aitti. Düşündüm: “Ben şimdi Maviş’i nasıl anlayabiliyorum ki?” O an anladım ki o gün insanları değil, hayvanları anlayabiliyordum. Acaba onlar da beni anlayabiliyor muydu?
Hemen Maviş’in yanına gittim ve sordum:
— Maviş, beni anlayabiliyor musun?
— Evet, cik evet, cik, dedi.
Çok şaşırdım ve ne yapacağımı bilemedim. Hemen dışarı çıkıp başka hayvanlarla konuşmaya başladım; sokak köpekleriyle, kedilerle ve kuşlarla. İlk başta çok eğlenceliydi. Ama onların yaşadıkları zorlukları öğrendikçe çok üzüldüm.
Kendi başıma yapabileceğim, düzeltebileceğim ve onları mutlu edebileceğim her şeyi yaptım. Ancak bunun sadece benimle bitmeyeceğini biliyordum. Bu bildiklerimi başka insanlara da anlatmalı ve onların da küçük değişikliklerle hayvanlar için önemli adımlar atabileceklerini göstermeliydim.
İlk olarak anneme neler duyduğumu ve neler yaptığımı anlatmak istedim, ama o gün beni anlayamıyordu, yarını beklemeliydim. Sabah uyandığımda artık hayvanlarla konuşamıyordum ve dün yaşadığım her şeyi anneme anlattım. O da çok üzüldü ve şaşırdı. Ama artık beraber hayvanlara yardım ediyorduk.
Sizler de, konuşamasalar bile hayvanların birer canlı olduğunu unutmayın ve onları çok sevin.