Bir sabah uyandığımda her şey çok farklıydı. İnsanları değil, hayvanları duyabiliyordum.
Sabahı hızlıca atlattım. Ama okulda işler daha zordu. Öğretmenimi duyamıyordum. Karınca arkadaşlarımın yardımlarıyla idare edebiliyordum. Okulu da böyle atlattık. Şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere: basketbol maçı. Ligdeki ilk maçımız. Koçumu duyamıyordum, amma velakin elimden geldiğince oynamaya çalışıyorum. Maçın son 15 saniyesi. 55-56 yeniliyoruz. Rakip takım hücum yapıyor. Bir anda tribünlerden tiz bir çığlık yükseliyor. Karınca arkadaşlarım tribünde kaos çıkarmışlar. Herkes tribüne bakıyor, ben hariç. Rakip takımın oyuncusunun elindeki top düşüyor. Fırsat çıkıyor. Koşuyorum, topu alıp turnikeyle bitiriyorum. 57-56 kazanıyoruz. Maç bitti, galibiyet bizim.
Yani kısacası çok yorucu ama bol heyecanlı bir gün oldu.