İnsan Mı? Ne Diyor?

Dün fen dersinde bir iksir yapmıştık. iksirin sarı, yoğun bir dumanı vardı. Ben de onun azıcık, minicik bir kısmını aldım. Dün çarşambaydı ve beden dersimiz vardı. Ben duş alırken de o iksiri yanımda tuttum. Her şey yolunda gidiyordu. Ta ki iksiri şampuana karıştırana kadar…

Ertesi sabah, baş ağrısıyla uyandım. Kedim bana “Hadi miyavv kalk miyav sana miyavaltı (kahvaltı) hazırladım!” diyordu. Önce anlamadım. Ama sonra, şifreyi çözdüğümde ne dediğini anladım. Dur bir dakika, ben nasıl kedimi anladım? Delirmiş olmalıydım! Bu bir rüyadır, diye düşündüm. Ama hayır, basbayağı gerçekti! Acaba Kedileri Anlama Kılavuzu, Kedi Dili ve Pusheen gibi kitaplar okuduğum için mi oldu bu? Neyse dedim içimden, sonra da kedimi dinleyip kahvaltımı yaptım. Okula geldiğimde kimseyi duyamadım. Bana garip garıp baktılar ve sanırım güldüler. Onlar da kediler, köpekler gibi “niyav”, “nırr” nivv!” diyorlardı. Sanırım yakında bir de  “İnsanları Anlama Kılavuzu “na ihtiyacım olacak. Eğer şimdi hayvanları anlayabiliyorsam, onlar da beni anlamamalı mı? Tam da bunu düşünürken kediler, kuşlar , tavuklar, civcivler, tavşanlar falan hepsi toplandı ve beni bir ağaca götürdüler. Yol tarifini tam olarak söyleyemem, çünkü yok. Yok derken, gerçekten yok. Direk havada yürüyerek ağaca ulaşıyorsun. Sanırım sadece hayvanlarla konuşabilenler, bu yolu görebiliyor. Aslında bana bile yol şeffaf göründü. Görünmez merdivenlerden çıkıp ağaca kadar gökyüzünde yürüyorsun. Orada da çok yer vardı, hepsi yan yana, sıkış tepiş. Çok hoşuma gitti. Bir dilim yaş mama (yani pasta) yedikten sonra beni bir yere götürdüler. Onları bırakmak istemiyordum. Ama yaptıkları şey sadece bana birkaç iksir içirmekti. Böylece istediğim zaman insanları anlayabilirdim. Bana bir de maske verdiler, kedi şeklindeydi. Bunu takınca insanları ve kedileri anlayarak kediye dönüşebiliyordum. Sonra, “Görünmezlik iksiri var mı?” diye sordum. Varmış. Sonra istediğimi anlayıp içirdiler.

Hayat bana ne güzel!

(Visited 7 times, 1 visits today)