Bir sabah önemli bir yüzme yarışım vardı; kısacası ben bir yüzücüydüm. Sabah çok erkenden uyanıp hazırlandım ve yarış yerine arabayla gittik. Katılacağım yarışlar şunlardı: 200 metre karışık, 100 metre sırtüstü, 200 metre serbest ve 400 metre serbest.
İçimde “Ya yapamazsam?” diye küçük bir endişe vardı ama buna rağmen kendime güveniyordum. Yarış başlamadan önce havuza girip kısa bir ısınma yaptım. Ardından yarışlar başladı. Neyse ki ilk yarış benimki değildi; benim yarışım biraz daha sonraydı.
Sıra bana geldiğinde heyecanlıydım ama özgüvenim yüksekti. İlk yarışım 200 metre karışıktı. Hakemin düdüğü çalınca depara çıktık. İkinci düdükle birlikte tüm yarışmacılar havuza atladı. Yüzerken iyi bir derece elde edebilmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım, tüm gücümle yüzdüm.
Yarış sona erdiğinde iyi bir derece elde ettiğimi fark ettim ve birinci oldum. Çok mutluydum. Bu başarının diğer yarışlara da yansıyacağına inanıyordum. Elbette önümde hâlâ başka yarışlar vardı.
Birkaç saat sonra tekrar sıra bana geldi. Gün boyunca bu döngü devam etti. Bazı yarışlarda ikinci, bazılarında ise birinci oldum. Tüm yarışlarım tamamlandığında içimden şunu söyledim:
“Kendimle gurur duyuyorum.”
