2026 Mart ayının pek güneşli sayılmayacak bir günüydü. Küçük (kesinlikle küçük) ve biraz dağınık apartman dairemde uyandım. Kendimi yataktan atıp 7.35’i gösteren telefonumu cebime koydum.
Mutfağa geçtim ve kendime bir kâse mısır gevreği ve badem sütü koydum ve refleks olarak kahve makinesine sertçe bastım. 3 dakika içerisinde çantamı sırtlamış, iş yerime doğru en yeni model Jeep Gladiator arazi aracımla yola koyulmuştum. Anlayacağınız üzere günüm çok normal bir şekilde başlamıştı fakat hiç normal geçmeyecekti. Yoldayken eşimden bir mesaj aldım. Bir iş gezisine gitmişti ve bugün dönecekti. Uçağına şimdi bindiğini bildiriyordu bu mesaj. Tam o sırada arabamın kristal benzin göstergesi 1’in altına indi. En yakın benzin istasyonunun en az 3 km uzaklıkta olduğunu hatırladım ve dikkatlice yola koyuldum. Gösterge seyreldi ve sıfırı gösterdi fakat benzinlik hemen önümdeydi. Son bir kere motora kızdım ama nafile. Gaza basmaya devam ettim ve sonunda benzinliğe girdim. Tam o sırada garip bir şey oldu, daha doğrusu garip bir şey gördüm. Pompayı isteksizce arabama takan adamın üstünde küçücük harflerle “KAHVALTI” yazıyordu. Bu yazı başının üstündeydi. Gözümü ovuşturdum ama geçmedi. Delirmiş olabilirdim, filmlerde delirip fizikçiler görmüştüm. Belki de çok kahvedendi? Daha mantıklı düşünmeye başladım. Adamın kafasında fiziksel hiçbir şey yoktu, arkasında tabela da yoktu. Bu nasıl olabilirdi? Ödemek için dükkâna girdiğimde, bana soğuk gözlerle bakan kadının üstünde ise “SIKICI” yazıyordu. Arabama geri bindim ve düşünceli bir şekilde iş yerimin yolunu tuttum.
Saat onu gösterirken geniş ve son teknoloji ofisimden çıktım ve orta kahve makinesine yöneldim. O sırada kahvesini almış, odasına geçmekte olan arkadaşım John bana selam verdi. Kafasının üstünde yazan “PROJE” yazısını görünce, aklımdan zorla çıkardığım sabahki olay tekrar aklıma geldi. Onu odama çağırdım ve bir projesi olup olmadığını sordum. Bana çok zor ve önemli, yardıma ihtiyacı olan bir projesi olduğunu söyledi. Belki de bu yazı insanların yaptığı şeyleri gösteriyordu. Tam o anda yazı değişti. Artık “MODEL ARABA” yazıyordu. Sözünü kesip model arabanın nasıl olduğunu sordum. İnanılmaz bir şaşkınlıkla bana, “Batu, sen düşünceleri okuyabiliyor musun?” dedi.
Bunu öğrendiğim günden tam bir ay sonraydı. Günlük hayatımda ve ilişkilerimde çok büyük değişiklikler olmuştu. Öncelikle arkadaşlarım aklınıza gelemeyecek şeyler düşünerek beni eğlendiriyordu. Aynı zamanda artık insanların düşüncelerini daha detaylı görebiliyor, onları beynimin içinde görsele veya sese çevirebiliyordum. Bununla beraber, bir yalan dedektörüne dönüşmüştüm. Mağaza görevlilerinden çalışanlara kadar yalan söyleyen herkesi yakalıyordum.
En önemlisi, ünlü olmuştum. Şehirden pek çok kişi bana geliyordu. Kendilerini düşünceleri tarafından kaybolmuş hissedenler, onları neyin kötü hissettirdiğini bilemeyenler ve hatta birbirini sevip sevmediğini bilemeyenler bile bana geliyordu. Küçücük bir ücret karşılığında söylediklerim insanları üzebiliyor, kızdırabiliyor, mutlu edebiliyor ve rahatlatabiliyordu. Hem ilişkileri bozabiliyor hem de yenilerini yaratabiliyordu.