HAYVAN DİLİ
Bir gün uyandım. Annem beni çağırmıştı ama ben ne dediğini anlamamıştım. Çünkü dün gece durduk yere rastgele bir kapsül çıkmıştı. Onun içine girdim ve sonra hayvanların ne dediğini anlamaya başlamıştım.
Neyse, şimdi de annemin dediğini anlayamıyorum. Evden çıktım ve hayvanların yaşadığı yere gittim. 3 yıl orada geçirdim; yemek az vardı, su oranı iyiydi ama hiç balık yoktu. Bu arada balığı çok severim.
3 yıl onlarla konuştum. Konuştuğum hayvanlar ise su aygırı, maymun, fil, orangutan, eşek, arı, sinek, aslan, sırtlan, kaplan ve daha çok var. 3 yıl onları ziyaret ettim, artık onlarla bir bağım oldu. Siz hiç anlamazsınız ama ben anlarım.
Artık maymunlar ve orangutanlar gibi ağaca çıkabiliyorum. Bu yetenek beni çok etkiledi. Bu arada onlarla konuşmak hayatımı yalnızlıktan çıkarıyor ve artık kendimi çok iyi hissediyorum. Artık benim arkadaşlarım değiller, kankamlar.
Artık hayatım çok daha kolay ve çok daha eğlenceli. Bence benim bulduğum kapsüle girmelisiniz. Mesela “hav” demek çok anlamına geliyor: Merhaba, selam, dur ve bunun gibi.
Ama 4. yılımda insan diline döndüm ve öykü bitti.