Sıcak bir cumartesi sabahına uyanmamın mutluluğuyla yatağımdan kalkıp ayılmak için hemen elime bir kahve aldım ve odamın büyüleyici manzarasından dışarı bakmak için perdeleri açmaya koyuldum. Perdeyi açtığımda gözüme çarpan güneç biraz gözümü alsa da dışarıyı izleyeme devam ettim. Sanki o gün diğer günlerden biraz farklı gibiydi neler olduğunu anlayamamıştım ama bir değişiklik olduğu kesindi. Hemen ardından ise korna sesleri ve siren sesleri duymaya başlayınca anladım ki bugün sıra dışı bir gün olacağı kesindi.
Dışarı baktığımda ise yerde yatan bir adam ve başında ne yapacağını bilmediği metrelerce uzaktan bile anlaşılan bir sağlık ekibi duruyordu. Neler oluyordu böyle? Bir çırpıda üstümü değiştirip aşağıya doğru koştum. Doktorlar yaralı adama öylece bakmaya devam ederlerse adamın bir kaç dakika içinde kan kaybından öleceği belliydi fakat doktorlar neden müdahale etmiyorlardı? Aşağıya indiğimde maalesef ki adam çoktan ölmüştü. Doktorlar ise boş boş bakmaya devam ediyorlardı sanki hepsi hiçbir şey yapmayı bilmiyorlar gibiydi. Adeta şoka girmişlerdi. Polisler ise kazayla ilgili tutanak tutmaları gerekirken, görevlerini yerine getirmiyorlardı. Sanki kimse olması gerektiği gibi değildi. Acaba biz gece uyurken bize dokunan sihirli değnekler bizim mesleklerimizi değiştirmiş olabilir miydi?
Kazanın yapıldığı caddenin ilerisinde bir okul vardı. Hiç beklemeden okula girdim. Kim bilir okulda neler oluyordu? Normalin aksine asosyal, geçimsiz, inat ve hoşgörüsüz insanlar öğretmen olmuş. Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklara, gençlere hayatı ve dersi anlatmaya çalışıyorlardı. Bir an olabilecekler aklımdan geçti öğretmenlerimiz normalde böyle insanlar olsaydı eminim ki geleceğimiz de bir o kadar cahil ve saygısız olacaktı. Bu gördüklerim ve düşündüklerim içimi karartmaya başlayınca hemen okuldan ayrıldım.
Okulun hemen ilerisinde bir kafe gördüm ne de olsa sabah kahvaltımı yapmamıştım ve buna çok ihtiyacım vardı. Biraz yürüdükten sonra kafeye vardım. Boş buluğum bir koltuğa oturdum ve daha günün başında böyle kötü olaylar yaşadığımı bir nebze de olsa unutmak için kendime güzel bir kahvaltı söyleyecektim fakat etrafta hiç garson göremedim. Bir kaç dakika geçti ve sonunda bir garson gelmişti, tek isteğim bir güzel bir kahvaltı etmekti fakat garson beni yanlış anladığı için karınca kadar bile sevmediğim avokado getirmişti. Bugün bu insanlara neler oluyordu böyle? Kimse işini yapmıyordu ve çıldırmama çok az kalmıştı.
Bugün yaşadıklarım üzerine biraz düşündükten sonra anladım ki herkesin kendi mesleğini yapması gerektiğini ve bu meslekleri yaparken herkesin kendi becerilerine göre bir sınava girmesi gerektiğin daha iyi kavramış oldum. Zaten öyle olursa ne doktorların müdahale edememesi yüzünden bir hasta ölmez, ne bir öğretmenin toplum tarafından onaylanmayan davranışları yüzünden gelecek nesillerimiz bozulmaz, ne de bir müşteri bir garsonun hatası yüzünden gününü istemediği bir yemeği yemek zorunda kalmazdı. O gün anladım ki düzen ve huzur insanların olması gerektiği yerde olmasıyla mümkündü.