Büyük Harf Devrimi

Düşünsenize, ülkemizde harf devrimi yapılan dönemde yaşıyorsunuz. Ulu önderimiz çıkıp bundan sonra Arap alfabesi yerine Latin alfabesi kullanacağız. Ne hissedersiniz veya bu değişimin ana çıkış noktasını merak eder misiniz. Şahsen benim için anlamı büyük fakat zor bir değişiklik olurdu. Bütün bir ülke o ülke halkının belki yüzyıllardır kullandığı bir alfabe sistemini bırakıp başka bir alfabeye geçiş yapıyor ve bu doğal olarak zorlu bir süreç. Bu sürecinde her süreçte olduğu gibi bir gelişimi ve bir sonucu var

 

Düşünün ki o zamanda yaşayan bir Anadolu insanısınız. Bir gün çıkan yeni bir yasayla alfabenin değiştiğini Arap alfabesini yerine artık Latin alfabesine kullanılmaya başlanacağını hayal edin.  Şahsen benim için bu değişiklik bir o kadar iyi fakat bir o kadarda zorlayıcı olurdu. Çünkü şu anki ben kendimi o  dönemki Anadolu insanının yerine koyduğum zaman  bu değişikliğin beni en çok kültürel ve sosyal hatta tarihi açıdan etkileyeceğini düşünüyorum. Bu değişimin olmasındaki en önemli nedenlerden biri  o dönemki yönetim ve Ulu önder ciddi bir batılılaşma içerisindeydi. Bunu günümüzde düşündüğümüzde kötü bir fikir değil fakat o dönemki insanların yerine kendinizi koyduğunuz zaman şunu fark ediyorsunuz. O dönemin özellikle ülkenin doğusunda yaşayan kesim için konuşacak olursak o bölgenin çok da ülkenin merkezine yani Ankara’yla bir ilişkisi yok. En mantıklı iletişim yolu telgraf fakat onu da herkes kullanmıyor. O yüzden bence ülkenin en fazla doğu kesimi alfabeyi değiştirirken zorlanmış ve bazıları belki de ayaklanma çıkarmıştır ama dönemin yönetimi de o bölgedeki zorluğu ve imkansızlıkları anlamış ve ülke genelinde Millet mektepleri açmıştır. Bu sayede bütün halk bu tür imkânsızlıklarda olsa bir şekilde Latin alfabesini öğrenebilmiştir ama bu süreç çok hızlı geliştiği için halkın en büyük sorunu bu yeni alfabeye bu kadar kısa sürede adapte olmaya çalışmasıdır. Belki de sırf bu yüzden halkta ve ülkede ciddi kültürel kopukluklar meydana gelmiştir. Bence bir gün yeniden böyle bir şey yapılmaya kalkılırsa en azından bu değişimde harcanan sürenin 2 yılı sadece halkın dile adaptasyonuna ayrılmalıdır.  

 

Uzun bir sürede de olsa ülkenin okur yazarlığı tekrar artmış ve yani alfabesinde adeta yeni bir bitki örtüsü edinmiştir. Her şeye rağmen Başöğretmen Atatürk’e ve milletimizin gösterdiği iradeye ve sabra teşekkür ediyorum. Çünkü biz bugün bu yazıyı bu alfabeyle yazabiliyorsak onların gösterdiği emek sayesindedir. 

Atatürk Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Gerçek

(Visited 33 times, 1 visits today)