Günümüzde teknoloji, hayatımızın her alanında bulunmasının yanı sıra çocukların oyun kültürüne de tamamen yerleşmiş durumdadır. Eskiden mahallende oynanan oyunların yerini bilgisayar, tablet gibi ekranlardaki dijital dünyalar aldı. Bu dijital dünyalar doğru kullanıldığında çocuklar için geliştirici birer araç olurken, aşırıya kaçıldığında ise çeşitli sorunları beraberinde getiren birer engel haline gelebilmektedir.
Dijital oyunların çocuklara kazandırdığı en büyük becerilerin başında zihinsel gelişim gelir. Birçok oyun, oyuncunun önüne karmaşık engeller çıkarır ve bu engelleri aşmak için stratejik düşünmeyi zorunlu kılar. Örneğin mantık oyunlarında stratejik düşünen bir çocuk gerçek hayata da bu özelliğin ortaya çıkarabilmektedir. Yada takım oyunlarını oynayan çocukların ekip çalışması ve hızlı akan oyunlar ise el-göz koordinasyonunu ve refleksleri güçlendirerek beynin karar verme mekanizmasını hızlandırır.
Ancak bu becerilerin yanı sıra kontrolsüz oyun alışkanlığının getirdiği ciddi riskler bulunmaktadır. Bir çocuğun vaktinin büyük bir kısmını ekran başında geçirmesi öncelik olarak fiziksel sağlığına zarar verir. Hareketsizlikten kaynaklanan duruş bozuklukları, göz yorgunluğu ve uyku düzensizliği bu sorunların başında gelir. Ayrıca oyun bağımlılığı çocuğun sosyal çevresinden kopmasına ve okuldaki başarısının düşmesine neden olabilir. Gerçek dünyadaki sorumluluklarını görmezden gelen bir çocuk bir süre sonra yalnızlığa ve başarısızlığa sürüklenir.
Sonuç olarak dijital oyunlar, modern dünyanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Bu oyunları tamamen yasaklamak yerine bu oyunları nasıl dengeleyebileceklerini öğretmeliler. Ailelerin denetiminde eğitici içeriklerle ve sınırlı sürelerle oynanan oyunlar çocukların hem eğlenmesini hem de çağa uygun beceriler kazanmasını sağlayacaktır.