Merhaba, ben Onat. Bugün size duyguların renklere bürünüp insanı ve çevresini etkilediği renkli bir hikaye anlatacağım. Bu hayalperest gencin yaşadığı şeyler acaba ne olacak?
Sabah uyandığımda pencereden dışarı baktığımda sokaklar çoktan renklenmiş oluyor. İnsanlar işe, okula ya da günlük işlerine giderken üzerlerinde taşıdıkları duygular gökyüzüne karışıyor gibi. Kimisinin etrafında yumuşak bir sarı ışık var, belli ki güne umutla başlamış. Kimilerinin rengi ise griye yakın, uykusuzluk ya da yorgunluk yüzlerinden okunuyor. Sokağa çıktığımda en çok dikkatimi çeken şey, renklerin hiç sabit durmaması. Otobüs durağında bekleyen bir kadının etrafındaki mavi ton, telefonu çaldığında aniden yeşile dönüyor. Muhtemelen sevdiği birinden gelen bir mesaj. Yanında duran adamın kırmızıya çalan rengi ise sabırsızlığını ele veriyor; sürekli saate bakıyor, yerinde duramıyor.
Öğleden sonra şehir biraz daha yoruluyor. Renkler ağırlaşıyor, pastel tonlara dönüşüyor. Trafikteki insanlar koyu kırmızılar ve siyahlarla birbirine karışıyor. Eve dönerken bir çocuğun elindeki balonla gülüşünü görüyorum; etrafına saçılan pembe ve sarı renkler, bütün sokağı aydınlatıyor. O an, şehirde ki tüm karanlık tonlar bile biraz olsun yumuşuyor. Akşam olduğunda gökyüzü, insanların gün boyunca biriktirdiği duygularla boyanmış gibi duruyor. Günün yorgunluğu griye dönüşürken evlerine kavuşanların huzuru açık maviyle kendini gösteriyor. Işıklar sönerken şehir sessizleşiyor ama renkler tamamen kaybolmuyor. Çünkü burada duygular asla uyumaz sadece biraz dinlenir.
