Düşüncelerin Göründüğü Bir Dünya

Hiç düşündünüz mü? Karşınızdaki kişi size gülümserken aklından aslında ne geçiyor? “Acaba bugün ne yesem?” mi diyor, yoksa “Bu çocuk yine ne anlatıyor?” diye mi geçiriyor içinden? Bugün hayal gücümüzün sınırlarını biraz zorlayalım ve herkesin düşüncelerinin başının üzerinde küçük baloncuklar halinde yazdığını varsayalım.

Böyle bir dünya ilk başta kulağa çok dürüstçe geliyor, değil mi? Kimse yalan söyleyemez, kimse kimseyi kandıramaz. Ama dürüst olayım, bence bu durum tam bir kaos yaratırdı! Düşünsenize, bir arkadaşınızın yeni aldığı ve çok sevdiği kazağı aslında hiç beğenmediniz. Normalde “Çok yakışmış!” deyip geçersiniz ama başınızın üzerinde kocaman bir “Bu renk ne böyle, trafik lambası gibi olmuş!” yazısı çıkıyor. İşte o an arkadaşlığınızın ciddi bir sınavdan geçtiği an olurdu.

İlişkilerimiz muhtemelen tamamen değişirdi. Belki de ilk birkaç hafta herkes birbirine küser, kavgalar çıkar ve ortalık karışırdı. Ama zamanla, insanlar birbirine karşı daha şeffaf olmaya alışmak zorunda kalırdı. Artık “Ne demek istedin?” ya da “Beni gerçekten seviyor mu?” gibi şüpheler ortadan kalkardı. Sahte nezaketlerin yerini, acı da olsa gerçekler alırdı. Belki de bu sayede birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi öğrenirdik.

Sonuç olarak düşüncelerin görünür olması bizi daha savunmasız ama bir o kadar da maskesiz yapardı. Saklayacak bir şey kalmadığında geriye sadece saf gerçeklik kalırdı. Yine de ben, bazen bazı düşüncelerin sadece bize özel kalmasından yanayım. Ne dersiniz, sizce böylesi daha mı iyi olurdu yoksa her şeyi bilmek canımızı mı yakardı?

(Visited 3 times, 1 visits today)