GİZEMLİ

Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve arkamı döndüğümde kendi evimde olmadığımı fark ettim. Arkamdaki ev bir tür korku evine benziyordu. Tam evin girişinde okla gösterilmiş bir tabela vardı ve sanki “İçeriye gir!” demek istiyordu. Biraz değil, biraz fazla korkmuştum ama dışarısı hem soğuk hem de karanlık olduğu için içeri girmeyi seçtim. Kapıyı açarken bile korkunç sesler çıkıyordu. Neyse, içeri girdim ve beni çok ama çok güzel, güler yüzlü, tanımadığım insanlar karşıladı. Korkum biraz azalmıştı ama yine de kaygılıydım çünkü hiç bilmediğim ve hiç görmediğim bir yerdeydim. Beni bir odaya aldılar ve kapıyı kapattılar. Odanın her yeri beyazdı ve bir televizyon vardı. Birkaç dakika sonra televizyonda sırayla annem, babam, kardeşim ve en yakın arkadaşlarım belirdi. Hepsi bana sırayla şu cümleleri söyledi: “İyi ki doğdun, seni çok seviyorum!” Bu cümleleri duydukça çok mutlu oldum fakat bugün benim doğum günüm müydü? Ben işe o kadar dalmışım ki bugünün doğum günüm olduğunu unutmuşum. Ve bu ev de aslında kendi evimmiş. Sadece annemler ve arkadaşlarım biraz dekore etmişler. Beni odadan çıkardıktan sonra bir pasta ile geldiler ve tutup bütün mumları üfleyerek söndürdüm. Evden çıkıp lüks bir restorana gittik ve çok eğlendik. Bana doğum günü hediyesi bile almışlardı. Herkes teker teker hediyeleri verdikten sonra hepsini açtım ve çok istediğim, sevdiğim şeylerden almışlar.

(Visited 1 times, 1 visits today)