Bir gün okulumdan dönerken otobüse bindim. Otobüsten indiğimde her zaman aydınlık olan hava bu sefer kapkaranlıktı. Biraz şaşırdım ama sonra sitemizin dış kapısından içeri girecekken anahtarımın kapıyı açmadığını fark ettim. Ondan sonra zaten haba çok karanlık olduğu için hiçbir şeyi göremedim. Eğer hava aydınlık olsaydı duraktaki güzergâh tabelasına bakardım. Ailemi aramaya çalıştım ama telefonum çekmiyordu. Kendi kendime acaba yanlış bir durakta mı indim diye sormaya başladım ama daha Ankara’da mıydım, ondan bile şüphe ediyordum. Tekrar otobüse bindim. 2.2 durağı diye bir durak vardı. Biraz ilerideydi, burayı duymuştum ama ailem oranın evimize acayip uzak olduğunu söylemişti. Geldiğimde burası aydınlıktı ama geldiğimiz yer evimin olduğu yere hiç ama hiç benzemiyordu. Haritadan nerede olduğuma baktım ama yine çekmiyordu. Geldiğim yer ne Ankara’ya ne Antalya’ya ne de Denizli’ye benziyordu. Sonra burada Brandenburg Kapısı ve Televizyon Kulesi olduğunu fark ettim ve buranın Berlin olduğunu anladım. Ve ömür boyu burada yaşamaya karar verdim ve öyle oldu.
BERLİN’DE MUTLU SON!
