O gün otobüsten indiğimde hava beklediğimden çok daha karanlıktı. Bir sokak lambasının altına geçince içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk oluştu. Sanki biri beni takip ediyordu. Eve doğru yürüdüm ve kapıyı açtım… Ama karşımda devasa bir tünel vardı.
Macera ruhumla tünelin içine atladım ve dikkatle ilerlemeye başladım. Arkamdaki ışıklar birer birer sönüyordu ama korkmuyordum. Arkadaşım Avery’den, tüm bu olayların “Sarı Kral” adlı bir oyunun parçası olduğunu öğrenmiştim.
Tünelin içinde devasa bir mağara çıktı önüme. Avery’nin gördüğünü söylediği bir silüet vardı ama onu umursamadım. “Bu hayatı bir kez yaşayacağım.” dedim ve ileri doğru yürüdüm.
Uzun bir süre sonra Sarı Kral ile karşılaştım. Benden oldukça büyüktü ama sakin ve dikkatli davranarak konuşmaya başladım:
— Merhaba, Sarı Kral. Buraya neden geldim, anlatır mısın?
— Sen Avery’nin zihnini geri almaya geldin. Her şeyi öğrenmelisin.
— Anladım. Peki, bunu nasıl yapacağım?
Konuşmamız sakin ve kontrollü geçti. Sarı Kral’ı dinleyerek ve düşünerek hareket ettim. Böylece onun engelini aşmayı başardım ve oyunun hedefini tamamladım. Bu macera bana cesaret, dikkat ve sakin kalmayı öğrenmenin önemini gösterdi.
Her macera bir deneyimdir ve doğru şekilde düşünürsek korkularımızı aşabiliriz. Bu hikâyeyi unutmayacağım.
