İnsanların Konuşmama Günü

Bir bahar sabahı buzdolabından meyve suyumu aldım. Gevreğimi tabağıma koydum. Kahvaltımı daha kimse kalkmadan yemiştim. Telefonumu yanıma aldım ve biraz hava almak üzere dışarıya çıktım. Bahçeye geldiğimde birkaç konuşma duydum. Sağa, sola ve aşağı baktım. Bizim küçük salyangoz, yerde sürünerek hızlı olmaya çalışıyordu. Birden, “Ben neden bu kadar yavaşım? Bu hâlimden nefret ediyorum.” diye tatlı bir ses geldi. Sesin tatlı olması benim umurumda olmadan “Aaaa!” dedim. Başımı tutarak, sol ve sağ gözlerim yumulmuş bir şekilde herkese rezil olmuştum. Yüz ifademi bir görsem neler olurdu, neler. Bir ağacın arkasına saklandım ki kimse beni görmesin. Herkes aynı yere toplandı. Benim biraz yakınıma geldiler ama beni fark etmediler bile. Ne konuştuklarını öğrenmek için ağacın birkaç adım yanına geçtim. Söylediklerini anlamaya çalıştım, hatta anlayamadım bile. Bir şeyler konuştukları kesindi ama benim anlamamamın bir nedeni olsa gerek. En azından yine bir ses geldi. Bu sefer çok yavaş olan ve bu hâlinden nefret eden salyangoz değil, köpeklerdi. Kalbim sanki sıkışmış gibi hissediyordum. Aklımda sormak istediğim binlerce soru vardı. İnsanlar artık konuşamayacak mı? Hayvanlar bu durumda konuşmayı seçmeyecekler mi? İnsanlar şaka mı yapıyor? İnsanlar artık başka bir alfabe mi yapacak? Hayvanlar insanoğlu gibi çalışacak mı? Bu sorular, hatta fazlası, beni “Haaaaaçııııınnn!” diye bağırtarak Kore’ye, Meksika’ya veya Mısır’a bile ulaştırabilirdi. Derin nefes alıp verdim ve kendimi toparladım. “Yarın umarım bu olay bir daha yaşanmaz.” diye kızgınca söylendim kendi kendime.

(Visited 3 times, 1 visits today)