Sabah kalktığımda dişimi fırçalamak için tuvalete gittim. Aynaya baktığımda çok tatlı, biraz kızgın, biraz da üzgün bir surat gördüm. Hemen çığlık attım. Dikkatli bakınca bunun benim kişiliğimi yansıttığını anladım. O sırada bir çığlık sesi duydum. Bu çığlık annemin çığlığıydı. Hemen onun yanına gittim. O da benim gibiydi.
Onun yüzü benimkine kıyasla biraz daha sertti. Bu halde okula gitmeye utanıyordum. Ama eğitimimden eksik kalamazdım. Kapüşonumu kapatıp okula gittim. Okula giderken yolda parlayan mavi elmaslarla kaplı bir kutu buldum. Kutuyu alıp okula gittim. Kutunun üstünde “Bu onun ilacı” yazıyordu.
Okulda kutuyu açmak için arkadaşlarımın yanına gittim. Kutuyu açtık.
İçinden, bir şişenin içinde pembe bir sıvı çıktı.
Hemen bu sıvıyı fen öğretmenine götürdük. Öğretmenimiz, yaklaşık 1 saatlik araştırma sonucunda bunun panzehir olduğunu buldu. Bunu herkese dağıttık. Sabah herkesin yaşadığı değişimi bu panzehir çözecekti. Herkes normale dönmüştü.
İşte bu da benim hikâyem çocuklar.
Hadi bakalım, bu hikâye de burada sona erdi.