Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi, her yerde kayıp insan ilanları vardı. İlanlara yaklaştım. Yüzler tanıdık geliyordu ve hepsinin bakışları son derece ciddiydi.
Sokak bomboştu, ne bir araba sesi ne de tek bir insan vardı. Bir an yanlış bir yere geldiğimi düşündüm ve yürümeye başladım. Sokak o kadar sessiz ve sakindi ki ayak seslerimi bile duyabiliyordum. Bir evin önünden geçerken ışıkların aniden sönmesi beni ürküttü. Nabzım hızla yükselmeye başladı.
Sokağın sonunda durup derin bir nefes aldım. Bu kasabada bir gariplik vardı ancak nedenini henüz bilmiyordum. Eve gitmek istiyordum ama yolumu bulamıyordum. Tam bu sırada karanlığın içinden yavaşça bana doğru gelen birini gördüm. Bir insandı. Seslenmek istedim fakat boğazım düğümlendi.
Yanımdan geçerken yüzüne baktım ve o an fark ettim: Yüzü, duvarlardaki kayıp ilanlarından birindekine çok benziyordu. Donup kaldım. O ise hiçbir şey söylemeden karanlığın içinde kayboldu. Arkasından bakakaldım, nabzım tavan yapmıştı.
Bir anda sokak lambaları yeniden yandı ve etrafımda insanlar belirdi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken, az önce gördüğüm kişinin artık ortada olmadığını fark ettim.
