Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve garip sesler duymaya başladım. Korkup etrafıma bakındım ama kimseleri göremedim. Sakinleşmek için telefonumu çıkarıp oyun oynamaya başladım, beni sakinleştiren şey buydu.
Sonra bir anda yağmur yağmaya başladı. Otobüs durağındaki banka oturdum ve taksi beklemeye başladım. Birkaç kişi daha vardı, onlar da telefonlarına bakıyordu. Taksi geldiğinde bindim ama çantamda garip bir eşya olduğunu fark ettim. “Kremimdir.” deyip geçtim. Şoförle sohbet ederken çantam kıpırdadı. Bu normal değildi, içeride bir şey vardı. Çantamı açtım ve yavru bir kedi çıktı. Onu şoföre gösteremezdim çünkü arabaya hayvan bindirmek yasaktı. Hemen sessizleştim ve bekledim.
Şoför sordu: “Neden bu kadar sessizleştin?”
Ben de “Hiç, öylesine.” dedim. Neyse ki geldiğimiz yere varmıştık. Eve girdim ve fark ettim ki o garip sesler ve çantanın garip şekli hepsini o yavru kedi yapmıştı. Annesi yok gibiydi, ben de sahiplendim. Şu anda ise o kedi benim üç senelik arkadaşım oldu. Adını da “Siso” koydum.
