Dün gökyüzünde yağmur bulutları vardı. Herkes ya yağmurluklarını giymişti ya da yanlarına şemsiyelerini almıştı. Yağmur başladığında damlalar kelimelere dönüştü ve insanlar ilk başta hiçbir şey olmamış gibi davrandı ama sonradan bazı kelimeler insanların canını yaktı, bazıları da iyileştirdi. Ben okuldan eve nasıl döneceğimi düşünürken hepimiz kötü haberi aldık. O gece okulun anaokulu için yaptığı dinlenme odasında uyuyacaktık. Son derse kadar derslerde düşüncelere daldım ama son derste hoca bize o su damlalarının nasıl kelimelere dönüşmüş olabileceğini göstermek için bir deney yaptırdı. Malzemeler biraz gözyaşı, sera gazı ve birkaç kimyasaldı. Hepimiz o maddelerden farklı miktarda koyduk ve farklı farklı kelimeler oluştu. Benim deney grubumun oluşturduğu kelime ise “merhamet” idi.
Gece uyumadan önce herkes ailesinin başına bir şey gelmiştir diye çok endişeliydi. Tabii ki ben de endişeliydim ama hocalar bizi yatıştırmak için bir film açtı. Filmde Türkçe kelimeleri doğru kullanmamız gerektiği anlatılıyordu. Filmden sonra saat 8.00’e yaklaşıyordu. Birinci ve ikinci sınıflar yatmaya gittiler. En yakın arkadaşımın kardeşi onunla uyumak istedi, bu yüzden en yakın arkadaşım yanımdan ayrıldı. Bizim deney grubundan birkaç kişiyle başka karışımlarla hangi kelimelerin oluştuğuna baktık. Sonradan o kelimeleri bir kâse içinde topladık ve bir çözüm aramaya koyulduk. Çözüm kolaydı: iki iyi, iki kötü kelime toplayıp onları karıştırmak. Elimizde çoktan bir iyi, iki kötü kelime vardı. Bir tane daha iyi kelime yarattık ve oldu. Onları bir güzel karıştırdık. Şimdi onları kelimelere değdirmek lazımdı. Onu da fen hocamız halletti çünkü bizim uyumamız lazımdı. Biz uyurken fen hocamız halletmiş olmalı ki bugün hava günlük güneşlik. Umarım bir daha yaşanmaz.
