Bir gün hava normalken bir anda bozdu ve etrafta kara bulutlar toplandı ancak garip bir durum vardı. Yağmur yerine sanki başka şeyler yağıyordu. Yakından bakınca bunların kelimeler olduğunu fark ettim. Her birinin üzerinde farklı sözcükler yazılıydı. İçlerinden birinin tam bana doğru geldiğini gördüm. Üzerinde “nükleer” yazıyordu.
Hemen üzerinde “kalkan” yazan bir damlanın altına geçtim ve kurtuldum ancak herkes benim kadar şanslı değildi. Gözümün önüne “nükleer” yazılı bir kelime düştü. O an sağ kaldığıma inanamadım. Vakit kaybetmeden güvenli bir yer bulmam gerektiğini düşündüm. Burada fazla kalamazdım. Her an düşebilecek başka bir kelimeye karşı savunmasızdım.
Tam başka bir şehre ya da ülkeye gitmeyi planlarken haber geldi. Sadece burada değil, dünyanın her yerinde aynı durum yaşanıyordu. Kaçacak hiçbir yer yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum ve kendimi çaresiz hissediyordum.
Sonra fark ettim ki düşen kelimeler sadece kötü şeyler değildi. Bazıları iyi anlamlar taşıyordu. Örneğin elimde “ilaç” yazılı bir tank vardı. Yaralansaydım kendimi iyileştirebilirdim. Neyse ki buna gerek kalmadı. Bu olayın yüzyılda bir gerçekleşen nadir bir yağmur olduğu açıklandı. Meğer boşuna panik yapmışım.
Hayatta kalmanın verdiği sevinçle eve doğru koştum ancak evim yerinde yoktu. İlk düşen “nükleer” kelimesi evimi yok etmişti. Çok üzülmüştüm. Neyse ki bir arkadaşım beni evinde kalmam için davet etti. Seve seve kabul etti. Ben de o günden sonra onunla yaşamaya başladım.