Pazartesi sabahıydı. Annem ve babam beni güzel rüyamdan uyandırmıştı. Kahvaltımı yapıp evden çıktım. Bir baktım yağmur yağıyor. Şemsiyemi çıkardım ama dışarı çıkınca şemsiyem yıpranmıştı.
Sonra bir baktım kelimeler yağıyor. Ama bu kelimeler bana değdikçe hem pozitif hem de negatif etkiler yaratıyordu. Pozitif kelimeler deyince güzel şeyler aklıma geliyor, negatif kelimeler deyince olumsuz şeyler geliyordu. Kelimeler sürekli bana değdikçe aklım karıştı.
Okula varınca en son negatif bir kelimeye değildiğim için bütün gün olumsuz şeyler düşündüm. Negatif şeyler düşündüğüm için derse konsantre olamadım. Duygusal bir hâle gelince rehberlik hocasının odasına gittim. Şevval Hocam beni teselli etmeye çalıştı ama işe yaramadı. Sonra ona pozitif ve negatif kelimeleri anlatmaya çalıştım ama hocam bana inanmadı.
Daha sonra beni matematik dersine yolladı. Günün sonunda negatif düşüncelere daldığım için kelime yağmurunu hatırlayamadım ve okuldan dışarı çıktım. Aniden saniyesinde hem pozitif hem de negatif düşünmeye başladım. Eve geldiğimde en son pozitif kelimeye değdiğim için kendimi tekrar iyi hissetmeye başladım.
Evdeyken pozitif düşündüğüm için yemek sırasında heyecanlandım, yemek yiyemedim, ödevlerimi yapamadım ve uyuyamadım. Neyse ki bu düşüncelerin sadece bir gün sürdüğünü öğrenince rahatladım. Bu yüzden gece 00.00’a kadar bekledim ve çok yorgun olduğum için yatağıma gidip hemen uyudum.
Benim için çok karışık bir gündü. Gün boyunca ise dünya kadar önemli bir ders öğrendim. Bu ders şuydu: Her zaman dışarı çıkmadan önce hava durumuna bakmak gerekir.
