Bu sabah dışarı baktığımda gökyüzü ağlıyormuş gibi duruyordu. Ama damlalar su değildi. Kelimeler düşüyordu yere. Kimi hafifçe dokunuyor, kimi canımı yakıyordu.
İlk kelime “Merhaba”ydı. Saçlarıma düştü. Hepsi güzel ve sevimliydi. Hepsi pamuk gibi hafifti. Kalbim ısındı,sanki biri bana sarılmış gibi hissettim. Okula yürürken yüzümde kocaman bir gülümseme vardı.
Ama sonra kelimeler değişti.Yalnız,çirkin, başarısız,kilolu… Bunlar ağırdı. Biri sırtıma çarptı, içim burkuldu. Bir çocuk bana bakıp “komik saç” dedi. O kelime alnıma düştü, içeri girdi sanki. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Çünkü biraz sonra “cesur” düştü önüme. Eğilip aldım, kalbime koydum.
Öğle arasında bahçeye çıktım. Bazı çocuklar birbirine kırıcı kelimeler söylüyordu. O kelimeler yere düşmüyordu, doğrudan kalplere saplanıyordu. Keşke bir süpürgem olsaydı da kötü kelimeleri süpürüp atsaydım.
Son derste öğretmen “Başarılısın.” dedi. O kelime gökyüzünden değil, doğrudan kalbimden geldi. Gözlerim parladı.
Akşam eve dönerken gökyüzü yavaş yavaş açıldı. Kelimeler azaldı. Son damlalardan biri avucuma düştü. Üzerinde “Umut” yazıyordu. Sıkıca tuttum.
Bugün öğrendim ki kelimeler görünmez değilmiş. Yağmur gibi düşüyorlar ve bazıları içimizi ısıtırken, bazıları canımızı acıtıyor. Ama en güzeli şu hangi kelimeyi cebine koyacağını sen seçiyorsun.
Ben bugün “umut”u seçtim.
KELİMELERİN İZ BIRAKTIĞI GÜN
(Visited 4 times, 1 visits today)
