Kendini Keşfetme Yolculuğu

Hayatımın bir döneminde kim olduğumu tam olarak bilmediğimi fark ettim. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünüyordu: Okula gidiyor, derslerime çalışıyor, arkadaşlarımla vakit geçiriyordum. Ama içimde sürekli bir karışıklık vardı. Sanki herkes benden ne olmam gerektiğini biliyordu ama ben bilmiyordum. Bazen bir meslek hayal ediyor, bazen tamamen başka bir şey istiyordum. Kendi düşüncelerimle başkalarının beklentileri birbirine karışmıştı.

Özellikle lise yıllarımda bu karmaşa daha da arttı. Notlar, sınavlar, gelecek planları… Herkes bir hedef belirlemiş gibi görünüyordu. Ben ise kendimi başkalarıyla kıyasladıkça daha da güvensiz hissediyordum. Bir arkadaşım matematikte çok başarılıydı, diğeri sporla ilgileniyordu, bir başkası sosyal etkinliklerde hep öndeydi. Ben ise hangisinde iyi olduğumu bulmaya çalışıyordum. Bazen hiçbir konuda yeterince iyi olmadığımı düşündüğüm bile oldu.

Bir süre insanların beni nasıl görmek istediğine göre davranmaya başladım. Daha sessiz olmam gerektiğini düşündüğüm ortamlarda sustum, daha konuşkan olmam gerektiğini düşündüğüm yerlerde kendimi zorladım. Ama bu durum beni yormaya başladı. Çünkü aslında rol yapıyordum. Gerçek benliğimi geri plana itmiştim.

Kendimi keşfetmem ise küçük bir farkındalıkla başladı. Bir gün okuldan sonra kütüphanede oturup sadece sevdiğim bir kitabı okumaya başladım. O an kimseye bir şey kanıtlamaya çalışmıyordum. Sadece kendim için oradaydım. Saatler geçmişti ama ben zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. O gün şunu fark ettim: Beni gerçekten mutlu eden şeyler, başkalarının alkışladığı şeyler değil, benim içimi huzurla dolduran şeylerdi.

Daha sonra farklı alanlarda kendimi denemeye başladım. Bazen başarısız oldum, bazen vazgeçmek istedim. Özellikle bir sınavdan düşük not aldığımda kendime olan güvenim sarsılmıştı. Günlerce moralim bozuldu. Fakat o süreçte ilk kez kaçmak yerine eksiklerimle yüzleştim. Plan yapmayı, sabırlı olmayı ve emek vermeyi öğrendim. O başarısızlık aslında bana dayanıklılığı öğretti.

Zamanla şunu anladım: Kendini tanımak, sadece güçlü yönlerini keşfetmek değil; korkularını, hatalarını ve eksiklerini de kabul etmektir. Kendimi başkalarıyla kıyaslamayı bıraktığımda içimdeki baskı azaldı. Herkesin hayat yolculuğu farklıydı ve benim de kendime ait bir yolum vardı. Artık karar verirken “Başkaları ne düşünür?” sorusundan önce “Bu beni mutlu eder mi?” sorusunu soruyorum.

Geçen gün geçmişteki hâlimi düşündüm. Sürekli onay bekleyen, hata yapmaktan korkan o kişiyle bugünkü hâlim arasında büyük bir fark vardı. Hâlâ her şeyi çözmüş değilim, hâlâ zaman zaman kararsız kalıyorum. Ama artık kendime daha çok güveniyorum. Denemekten korkmuyorum. Yanlış yaparsam bunun beni geliştireceğini biliyorum. İşte o an içimden şu cümle geçti: “Bugün kendimle gurur duyuyorum.” Çünkü artık başkalarının gölgesinde değil, kendi ışığımda yürümeye başladım.

Bu yolculuktan çıkardığım en önemli ders şudur: İnsan, kendini başkalarına benzetmeye çalıştıkça uzaklaşır; ama olduğu gibi kabul ettikçe güçlenir. Kendini keşfetmek sabır ister, cesaret ister ve en önemlisi dürüstlük ister. Başkalarının sesini kısmadan önce kendi iç sesimizi duymayı öğrenmeliyiz. Çünkü gerçek başarı, herkes gibi olmakta değil; kendin olabilmektedir.

(Visited 1 times, 1 visits today)