Oksijensiz Bir Dünya Olabilir mi?

Otobüsten indiğimde hava, beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve kötü şeyler düşünmeye başladım. Dünya sanki karanlığa gömülüyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Yoksa dünyanın sonu mu gelmişti?

Her yer kapkaranlıktı; daha da kötüsü, nefes almakta zorlanmam sadece psikolojik değildi, hava kirliliğinden dolayı gerçekti.

Annemin de aynı şeyleri hissedip hissetmediğini anlamak için eve doğru koşar adım gittim. Sokak lambaları yanmıyor, gördüğüm herkes öksürüyordu. Sebebinin oksijensizlik olduğunu tahmin ettiğim öksürük krizi beni de es geçmedi. Zor olsa da sonunda eve varmayı başardım.

Kapıdan içeri girer girmez annemin öksürük sesleri bana eşlik etti. Neler olduğunu annem anlatır diye düşündüm ama konuşacak halde değildi. Ben de televizyonu açarak haber kanallarını taradım.

Çoğu haber kanalı, bu hava kirliliğinin geçici olmadığını ve bilim insanlarının yeni bir yaşam alanı bulduğunu söylüyordu. Acilen toplanmalı ve uzay roketine binmeliydik. Annemin öksürüğü iyice artmıştı ve ben onun için endişelenmeye başlamıştım. Hemen yanına giderek beni takip etmesini söyledim ve birlikte istasyona gittik.

Roket hareket ettiğinde artık öksürmeyi bırakmıştık. Nasıl bir hayatın bizi beklediğini bilmiyordum ama yine de mutluydum. Çünkü önemli olan nerede olduğun değil, sevdiklerinle birlikte olmaktı.

(Visited 5 times, 1 visits today)