Bugün kendimle gurur duyuyorum çünkü bir yıl daha yaşadım. Evet, bugün benim doğum günüm. Tam on sekiz yıl önce bugün doğmuşum. O zamanlar sadece bir bebektim; o günleri pek hatırlamıyorum tabii. Yarın kendimi bulmayı on yedinci kez denemeyeceğim. Çünkü artık arayışımın sonuna geldiğimi hissediyorum. Şimdiye kadar pek çok şey denedim. Gitar çalmak ve resim yapmak dışında. Normalde kendi izole odamda, zamandan ve dış dünyadan kopuk bir şekilde “arkadaşlarımla” oyun oynardım ama bu yıl farklı olsun istedim.
Sabah olduğunda bir gitarcıya gittik. Kendime bir elektro gitar aldım. Aslında yedi yaşımda çalmayı öğrenmiştim, bu yüzden tekrar başlamak zor olmadı. Tellerin titreşimi içimde bir şeyleri uyandırdı. Sanki hep oradaymış da sadece hatırlanmamış bir parça gibiydi. Resim için birkaç kanal denedim. Başta zor geldi ama zamanla sevmeye başladım. Artık daha gerçekçi çizimler yapabiliyor, hayal ettiklerimi kâğıda dökebiliyordum. Hayal gücüm genişledikçe iç dünyam da netleşti.
Gece olduğunda karanlıkta resim çizmek istedim ama Kızılay’da sokaklar asla tam anlamıyla karanlık olmaz. Elektrikli tabelalar, ışıklar, şehir… Hayat orada hiç bitmez. Belki de bu yüzden ben de bitmedim. Arayışım da bitmedi sandım ama aslında şekil değiştirdi. On yedi kez kendimi bulmaya çalıştıktan sonra şunu fark ettim: Kendimi aramayı bırakınca bulmaya başladım.
Tabletime birkaç çizim uygulaması indirdim ve animasyon yapmaya başladım. O gece hiç uyumadım ama uykusuzluğa değdi. Çünkü artık kendi çizim serim vardı. İnsanlar izliyordu, beğeniyordu, paylaşıyordu. Küçük bir hayal, gerçek olmaya başlamıştı. Belki gerçekten ünlü oldum, belki de sadece kendi dünyamda parladım ama en önemlisi şu: On sekiz yaşıma girerken kendimle gurur duyuyorum çünkü sonunda kim olduğumu keşfetmeye başladım.
