Sabah uyanırım ve aynaya baktığımda yüzümün kırmızı olduğunu görürüm. Kırmızı, heyecanlı olduğum anlamına gelir. Odamın duvarları ise sarı görünür çünkü mutlu bir şekilde güne başlıyorumdur.
Sokağa çıktığımda bütün insanların farklı renklerde olduğunu fark ederim. Kimisi mavi çünkü sakindir, kimisi turuncu çünkü çok heyecanlıdır. Üzgün olanların rengi gri olur. Herkesin duygusu dışarıdan hemen anlaşılır.
Okula vardığımda sınıf adeta gökkuşağı gibi olur. Öğretmenimiz mutlu olduğunda etrafı parlak sarıya döner. Eğer bir arkadaşım üzgünse onun renginin griye döndüğünü görürüm ve yanına gidip onu mutlu etmeye çalışırım.
Teneffüste çok eğlendiğimizde hepimiz rengârenk oluruz. Kahkahalar attıkça sarı ve turuncu renkler birbirine karışır. Bazen heyecanlandığımda yüzüm kıpkırmızı olur.
Akşam markete gittiğimde de insanların renklerine bakarak ne hissettiklerini anlayabilirim. Bu şehirde kimse duygularını saklayamaz. Böylece insanlar birbirini daha iyi anlar, daha anlayışlı olur ve kimse kendini yalnız hissetmez.
Bu renkli şehirde yaşamak çok güzel olurdu. Çünkü herkesin kalbi görünür olurdu ve dünya daha mutlu bir yer haline gelirdi.
Keşke gerçek hayatta da insanların duygularını renklerle görebilsek. O zaman birbirimizi daha çok anlar, daha çok sever ve hep birlikte rengârenk bir dünyada yaşardık.