SINAV VE BECERİ

Artık herhangi bir zamanda boş değildim. Günümün her saniyesi doluydu. Kariyerimi belirleyecek olan LGS artık bana çok yakındı. Geriye kalan son 9 günde çok çalışmalıydım. Günün 24 saati kitaplaydım. Bazen kahve eşliğinde sabahlardım. Sadece 1 saate 10 dakika mola verir ve hemen çalışmaya dönerdim.

Bir gün yine gecenin 4’ünde uyanıp ders çalışırken başımın üstünde iki tane varlık belirdi. Biri beyaz, diğeri kırmızıydı. Sizin “şeytan ve melek” dediklerinizdi bunlar. Ben daha ne olduğunu anlayamadan laf dalaşına başladılar:

“Neden kafanı boş işlerle yoruyorsun ki? Azıcık rahatla ya.”

“Sen onu dinleme. Sen kendi yolunda ilerle. Çok güzel çalışıyorsun. Bunun ekmeğini ileride yiyeceksin. Belki LGS’den iyi bir derece yaptığını öğrendiğin gün, ‘Bugün kendimle gurur duyuyorum.’ diyeceksin.”

“Çalışsan da çalışmasan da hiçbir şey değişmeyecek.”

Şeytan cümlesini bitirince ikisi de ortalıktan kayboldu.

Ben şeytanı ve meleği düşünmeye dalmışken annemin çığlığı beni yerimden hoplattı. Annemin etrafta koşuşturduğunu görünce ona ne olduğunu sormaya gittim. “Madem LGS’ye 2 gün var, sen niye 9 gün var diyorsun?” diye sordu. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Annemden sağlam bir fırça yedim. Çok çalışmaktan zamanları karıştırmıştım. Ben gerginlikten kendi kendime hayıflanırken saatin okul zamanı olduğunu sandım. Otobüsün gelmiş olduğunu düşünerek çantamı toparlamadan elime alır almaz dışarı koştum. Yanılmıştım, otobüs yoktu. O sırada evden annem bağırmaya başladı: “Nereye gidiyorsun koşuştura koşuştura?” O an cumartesi olduğunu hatırladım. Çok ders çalışmaktan tarihleri unutmuştum. Hemen eve döndüm. Yeni aldığım kötü haberin etkisiyle hemen ders çalışmaya başladım. Aradan 13 saat geçmişti. Ben hiç mola vermemiştim. 13 saat aralıksız kitaptan gözümü ayırmadığım için tam gözlerim kararırken yine bizim ikili, namıdiğer şeytan ve melek, gelmişti. Yine laf dalaşına girdiler:

“Bence dinlenmelisin. Bir yüzüne su çarpıp kendine gelsen senin için sağlıklı olur.”

“Hayır. Sen onu dinleme. Sen işine bak.”

“İyiliğin için söylüyorum. Şeytana uyma.”

“İyilik mi? Ha ha ha. İyilik her zaman korkakların saklandığı bir pelerindir.”

“Lütfen beni dinle.”

Ve yine yok oldular. Artık o kadar yorgundum ki neredeyse kafam masaya düşecekti. Bu yüzden yüzümü yıkayıp şeytanın ilk başta dediği gibi son iki gün çalışmamaya karar verdim.

LGS’ye saatler kalmıştı. İçime bir huzursuzluk doğdu. Aklımda melek ve şeytan dönüp duruyordu. Belki de iki günümü boş geçirerek hata etmiştim. Sanırım şeytana uymamalıyım. Kitabın başına geçip çalışmaya başladım. 3-4 saat çalıştıktan sonra annem “Hadi koş, LGS’ye gireceksin.” dedi.

LGS’ye gireceğim sınıfa girip kâğıtları beklemeye başladım. Kâğıtlar geldi ve kapılar kapandı.

20 gün sonra LGS’nin sonuçları geldi. Siz tahmin edin. Sizce ne oldu? Hedefime ulaştım. Her ne kadar şeytana uysam da çok sürmeden hatamı fark etmem bana çok şey kazandırdı.

Meleğe sessiz bir teşekkür yolladım ve artık kendime söyleyeceğim tek bir şey kalmıştı: “Bugün kendimle gurur duyuyorum.”

(Visited 2 times, 1 visits today)